Ağıt Sözleri

Reklamlar

Ağıt SözleriAnlamlı Ağıt Sözleri Kısa Ağıt İle İlgili Cümleler

Bizim eskilerin bir tabiri vardır ağıt yakmak diye ve bende burada ağıt kimler yakar ve ne için yakılır diye biraz açıklama yaptıktan sonra konumuza döneyim diye düşünüyorum. Ağıt ölen birisinin yakınları tarafından ölen kişi için yürek yakan genelde ağlayarak söylenen sözlerdir.

Burada daha çok ağıt örnekleri yazacağız ama bunlar içten bir şekilde söylenmedikçe pek anlamı olmuyor arkadaşlar. Kimse ölmesin ama hayat herkesin sevdiği ile bir şekilde ayrılmasını sağlıyor. İşte ağıt örnekleri

Felek sille vurdu ben oldum sersem, iyi olmaz dediler her kime sorsam, varsam da hekime muayene olsam, iyi olmadık derdi hekim neylesin.

Beni uzaklara attın babam, artık evinde rahat yaşa babam, bir köşene ay doğsun babam, bir köşene gün doğsun babam, kolum kapıdan mı çıktıydı babam, başım bacadan mı çıktıydı babam.

Çeyizim sandıkta basılı kaldı. Kınalar ellerde yakılı kaldı. Bayrağım ağaçta asılı kaldı. Düğünüm mahşere kaldı neyleyim?

Soyun İsmail’im sen kendin soyun. Bir yensiz yakasız gömlekler giyin. Huriler etsinler ahrette düğün. Ağlayıp da yerim od etmem benim. Gelir diye yolum gözetmem benim.

Babam resmimi de duvara assın. Yavrum dedikçe de resmime baksın. llıdı suyum da getirin tasın. Düğünüm mahşere kaldı neyleyim?

Ah anam anam; beni düşünmeyen anam, tekneden ekmeğin tükenmesin anam, oluğundan suyun eksilmesin anam, ağır yürürsem tembel derler anam, hızlı yürürsem deli derler anam, el evine ben nasıl uyayım anam.

Gelin ağlar yaşlı yaşlı, gitmem diye sallar başı, ağlama gelin ağlama, sen gider gene gelirsin, bir iken iki olursun, dertlerini unutursun, ağlama gelin ağlama.

İki oğlum kaldı incitmesinler. Benim öldüğümü bildirmesinler. Benim yavrularımı ellere dövdürmesinler. Eşim eşime benzer, eşim güllere benzer. Babam dülger olmuş tabutum düzer. Annem terzi olmuş kefenim biçer. Eşim deli olmuş gezer. Mezarımı kazın boylu boyunca. Yansınlar kardeşlerim bana kıyamet boyunca. Ağlaşmayın anneler talihsizmişim. Fani dünyada ömürsüzmüşüm.

Susmanın ötesinde bir ağıt,yani ruhun dinmeyen derinliklerinde bir ana ağlıyor cudinin kenarlarında Feryadı gabarın doruklarına çarptıkça İçimdeki susuşlar sanki dersin mayınları yerle bir edecek büyüklükte bir çığlık oluverecek birazdan ve birazdan bu çocuk yas tutacak bir içli şiirin dizelerinde.

Yanar memleketim dağları, yanar altın sarısı bereketli toprağı! Yanar memleketimin ovaları. Yanar asırlık taş duvarları, Haramzadeler kurmuşlar, kanlı iktidarlarını. Edep, ar, örf, rafa kaldırılmış, yığınlar din ile kandırılmış. Her yanını çıyanlar yılanlar sarmış, başta bir şahmaran, sürekli okur dudaktan rahman yanar memleketimin köyleri. Köylerinde yoksul evleri! „Han-ı Yağmacılar“ doldururlar, çuvallarını. Sararken yalancıktan türban torbasıyla başlarını. Yanar memleketimin şehirleri, sokak sokak. Satılırken payıtaht parsel parsel, akmaz suları pür-i arsel!

Göz gamın ne olduğunu bilseydi, gökyüzü bu ayrılığı çekseydi, padişah bu acıyı duysaydı; göz gece demez gündüz demez ağlardı, gökler yıldızlara, güneşle, ayla gece demez gündüz demez ağlardı. padişah bakardı ününe, tacına, tahtına, tolgasına, kemerine, gece demez gündüz demez ağlardı.

Telgrafın direkleri sayılmaz. Böyle civan teneşire koyulmaz. Benim yavrum baygın düşmüş ayılmaz. Ne deyip de ağlayayım bugün ben. Mezarımı yol üstüne kazsınlar. Üzerine al yeşili koysunlar. Gelen geçen nâ-muratmış desinler. Ne deyip de ağlayayım bugün ben. Telgrafın direkleri dört olur Sen ağlama yüreğime dert olur. Böyle yerler baykuşlara yar olur. Ne deyip de ağlayayım bugün ben.

Can evimden vurdu felek neyleyim. Ben ağlarım çelik teller iniler. Ben almadım toprak aldı koynuna. Yarim diyen bülbül diller iniler. Gider oldum Avşar ili yoluna. Bakmam gayrı bu diyarın gülüne. Karaları taksın çapar koluna. Yağız atlı nice kollar iniler. Dertli dertli Çukurova yolunu tut adam olun.

Şafak söktü tan yerleri atıyor, tren gelmiş acı acı ötüyor, kardeşim şehit olmuş yerde yatıyor, ak elleri kızıl kana batıyor.

Gökyüzünün gitmiyor, kara hüzün ağıtları gözler dokunsan yağacak, O, gönül bulutları kader çeşmesi küsmüş, artık hane yok, şehitsiz bugün çok duygu yüklüyüm, gönül ağlar çaresiz.

İlkbaharda her çiçekler bezeri, sonbaharda döker yaprak gazeli, kardeşim şehit olmuş nerde mezarı? Felek beni taşa çaldı neyleyim.

Gün geçmiyor ki, yol dumansız, kalacak fidansız inanmıyor gönül, bilir olmaz kader, yalansız hala umudum var, çırpacak umut kanatları alıp götürsün beni, bekler huzur diyarları.

Aşık Veysel tarafından Atatürk için yazılmış bir ağıt örneği yayınlayalım:

Atatürk’e Ağıt

Ağlayalım Atatürk’e
Bütün dünya kan ağladı
Başbuğ olmuştu mülke
Geldi ecel can ağladı

Şüphesiz bu dünya fani
Tanrı’nın aslanı hani
İnsi cinsi cem’i mahluk
Hepsi birden ağladı

Doğu batı cenup şimal
Aman tanrım bu nasıl hal
Atatürk’e erdi zeval
Amir memur altın kürsü
Yas çekip mebsan* ağladı

İskender-i Zülkarneyin
Çalışmadı bunca leğin
Her millet Atatürk deyin
Cemiyet-i akvam ağladı

Atatürk’ün eserleri
Söylenecek bundan geri
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti vatan ağladı

Fabrikalar icat etti
Atalığın ispat etti
Varlığın Türk’e terk etti
Döndü çark devran ağladı

Bu ne kuvvet bu ne kudret
Vardı bunda bir hikmet
Bütün Türkler İnönü İsmet
Gözlerinden kan ağladı

Tren hattı tayyareler
Türkler giydi hep karalar
Semerkand’ı Buhara’lar
İşitti her yan ağladı

Siz sağ olun Türk gençleri
Çalışanlar kalmaz geri
Mareşal Fevzi’nin askerleri
Ordular teğmen ağladı

Zannetme ağlayan gülmez
Aslan yatağı boş kalmaz
Yalınız gidenler gelmez
Felek-el mevt’in elinden
Her gelen insan ağladı

Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü
Koruyalım yurdumuzu
Dost değil düşman ağladı

Aşık Veysel ŞATIROĞLU

Reklamlar

Leave a Reply

Your email address will not be published.