Aşkı canlı tutmanın yolları

Reklamlar

Aşkı canlı tutmanın yollarıAşkı canlı tutmanın yolları

Öyle dönemler oluyor ki her şey monotonlaşıyor ve bazı hareketler sırf alışkanlıklardan dolayı yapılmaya başlanıyor. Kimse bu durumdan da açıkçası memnun olmuyor. İşte böyle durumlar için evli yada birliktelik yaşayan çiftler kendilerince çözüm yöntemleri arayıp buluyorlar yada bazıları bulamadıkları için ayrılık yaşıyorlar. Bence ayrılıkların bir çoğu bu yüzden oluyor ve karşınızda ki kişi ile devam etmek istiyorsanız yenilikler yapmalısınız.

Aşkı ayakta tutmanın yolları ile ilgili sizlere, bir bayan uzmanın görüşlerini birde erkek uzmanın görüşlerini yansıtarak, ilişkiyi canlı tutmak için erkek nasıl bakıyor kadın nasıl bakıyor anlamaya çalışacağız. Öncelikle erkekten başlayalım ve neler söylediğini anlamaya çalışalım.

Mehmet Coşkundeniz

1- Sevdiğini mutlaka söyle. “Sen biliyorsun ya seni sevdiğimi” deme. Aşık insan sevildiğini duymak ister. Bunu binlerce kez söylesen de bıkmaz. Öyleyse sen de bıkma.

[[HAFTAYA]]

2- Söylemek yetmez, sevdiğini mutlaka göster. Sevmek sadece dilinde kalmasın, eyleme de geç. Bunu yapabilmenin en iyi yolu, sevdiğin kişiyi hayatının en öncelikli kişisi haline getirmendir. Bir başka deyişle ondan daha önemli kişi ya da şey olmamalı hayatında.

3- Onu görmek için fırsatlar yarat. İşe, güce, okula mazeret bulma. Her atlatman, her “Görüşelim” dediğinde reddetmen aranızdaki aşkı törpüleyecektir, azaltacaktır.

4- Sürprizler yap, yaratıcılığını kullan. Klişe şeylere gerek yok. Kimse sana sürekli elinde bir buket çiçekle kapısına git demiyor. Ama “Çiçek almak da ne, bizim bunlara ihtiyacımız yok” deme. Ayda yılda bir de olsa o çiçeği al. Sürprizi çiçeğe de indirgemeyelim. Yapacak çok şeyin olmalı.

5- Onunla konuşurken yumuşak ol. En kavgalı anınızda bile sesini yükseltme. Haklı da olsan, haksız da olsan onu mutlaka dinle, söylediklerine kulak ver. Ondan sonra kendi söyleyeceklerini söyle. Tartışma bitince barış, asla küs kalma.

6- Dokunmak aşkın en güzel aktarımıdır. Her fırsatta dokun ona, elini tut, saçını okşa, beline sarıl, omuzuna yaslan. Ama mutlaka dokun. Dokunmaktan kaçarsan karşındaki insan kendisini ‘istenmeyen’ olarak görür.

7- Mutlak dürüstlük yoktur biliyorum ama olabildiğince, elinden geldiğince dürüst ol. Onun yüzünü güldürecek, hoşça vakit geçirtecek beyaz yalanların zararı yok. Hayatını etkileyecek yalanlar söyleme. Kendini olduğundan farklı tanıtma, bir gün bunun ortaya çıkacağını unutma.

8- Onun kişiliğine, yaşam biçimine, senden önceki hayatına saygı duy. O da seninkine duyacaktır böylece. Siz ancak birlikte olmaya başladığınız andan itibaren birbirinize karşı sorumlusunuz. Kimseye geçmişinin hesabını sorma çünkü seni ilgilendirmez.

9- Birlikte kaliteli zaman geçirin. Sürekli evin içinde oturarak ya da hep aynı yerlere giderek kendinizi sıkıntıya boğmayın. Yeni yerler keşfedin, birbirinize kitap okuyun, bir filmi izledikten sonra mutlaka üzerinde konuşun.

10-Geleceğe dönük planlar yapın. Ama asla birbirinizden yapamayacağınız şeyler istemeyin. Tutamayacağınız sözleri vermekten kaçının. İlişkiye ad koymak iyidir ama bunu yapamıyorsanız akışına bırakın.

11- Başkalarının önünde asla kavga etmeyin, birbirinizi eleştirmeyin. Sevgililer birbirinin rakibi değil, tarafıdır. Birbirinizi koşulsuz desteklemelisiniz. Ancak kendi kendinize kaldığınızda sevgilinizin yanlışlarını ona söylemelisiniz ve düzeltmesini istemelisiniz.

12- Aşk ‘katlanmak’ değildir. Sevgilinizin yapmayı istemediğiniz şeyleri yaptırmasına belki bir süre katlanabilirsiniz. Ancak daha sonra mutlaka bundan sıkılacak ve yapmaktan vazgeçeceksinizdir. Bu yüzden ‘katlanmayın’, sevgilinize “Ben bunu yapmak istemiyorum” deyin.

13- Birbirinize olduğu kadar, birbirinizin ailelerine ve arkadaşlarına da saygı duyun.

14- Bir derdiniz olduğunda bunu başkalarıyla değil önce sevgilinizle paylaşın.

15- Önemli bir konuda (iş, okul, sınav, vb.) mutlaka sevgilinizin görüşünü alın. Onun söylediklerini önemseyin.

Psikolog Naciye Tokaç

Psikolog Naciye Tokaç, “İlişkilerin genellikle sevgi, aşk ile başlasa da evlilik sonrası aşkın ilk hissedildiği gibi olmadığından, zamanla azaldığından, hatta çiftlerin uzak kaldığında birbirlerini özlemediklerinden bile bahsedilebilir” dedi.

İlişki yaşayan birçok kişinin sadece fiziksel çekiciliğe ve aşık olup olmama durumuna baktığını dile getiren Psikolog Tokaç ancak en önemli noktalardan birisinin çiftlerin ortak zevk aldığı faaliyetler olduğuna dikkat çekti. İlişkinin ilerlemesi veya evlilik yaşamıyla birlikte kişinin, birlikte olduğu kişiye alışması ve o kişinin ilk andaki büyüsünü kaybetmesinin olası olduğunu belirten Psikolog Tokaç “Böyle bir durumda çiftlerin birlikte zaman geçirmelerini, paylaşımda bulunmalarını sağlayacak faaliyetler çok işe yarayacaktır.

Bir konsere birlikte gidebildiği, birlikte spor yapabildiği, izlemek istediği tiyatroya eşlik edebilen, hoşlandığı doğa yürüyüşlerine eşlik edebilecek birisini kim istemez ki? İlişki yaşayacağınız veya evliliği düşündüğünüz kişilerde ortak zevk alınabilen alanların olmasında ilişkinizin geleceği açısından fayda olduğunu hatırdan çıkarmamak gerek. Aşkın sürekliliğini sağlamanın yollarından bir diğeri ise; eşinizin duygu düşüncelerine özen göstermeyi ve onunla ilgilenmeyi ihmal etmemenizdir.

Burada ‘birisiyle de daima ilgilenilmez ki’ dediğinizi duyar gibiyim. İlgi ile özen göstermeyi aynı anda söylemem burada önem kazanıyor. İlgilenmek dediğimizde daima onu heyecanlandıracak ve onu sevindirebilecek şeyler yapmanızdan bahsetmiyorum. Eşinizin herhangi bir konudaki fikirlerini, duygularını önemsemeniz, dikkatinizi çekebilmesi, onu dinleyebilme özenini göstermenizden bahsediyorum. Onun başarı, beklenti, hayatla ilgili düşünceleri, hayalleri, gitmek istediği kurslar, öğrenmek istediği yeni beceriler gibi konularda sizin de fikirlerinizle ona katılmanızdan, düşüncelerinizi paylaşmanızdan bahsediyorum. Bu eşinize ona önem verdiğinizi gösterirken; hem de ilgilendiğinizi hissettirecektir” diye konuştu.

Hayatın başlı başına zorluğunu yaşayan birçok kişinin evlilik ile bu zorlukları paylaşabileceği, artık sorun, dert, sıkıntılarında yalnız olmadığını hissedebileceği beklentisiyle evlendiğini vurgulayan Psikolog Naciye Tokaç, “Evlilik sonrası yaşamı devam ettirmek; herhangi bir hayali gerçekleştirmek, maddesel varlık sahibi olmak, işsizlik, hastalık, sosyal paylaşım yapabileceği birisinin olması gibi birçok sorun olabilecek konularda destek alabileceği birisi olmak kişinin evliliğini daha da sahiplenmesini sağlayacaktır.

Yaşamsal konularda aynı zamanda eşinizin sorumluluğunu da aldığınızı hissettirmeniz onun size daha fazla güvenmesine ve bu yuvada kendi ailesinde olduğu kadar rahat olmasına neden olacaktır. Bu da eşini sahiplenmesini sağlarken; aynı zamanda evliliğin uzun sürmesinde büyük rol oynamaktadır. Evlilikte sevginizin, aşkınızın devamına katkı sağlayan önemli bir unsur ise; ‘sadece benim isteklerim doğru’ anlayışından sıyrılarak, ‘biz’ fikrinin oluşabilmesi ve eşinizle bir uyum tutturabilmenizdir.

Evlilikte fedakarlık yapmanın uygun olmadığını, bunun yerine eşlerinin isteklerini de önemseyerek bazı konularda uyum sağlaması gerekliliğinden bahsetmekteyim. Uyum sağlamak sizi kişiliksizleştirmez; ama fedakarlık yapmak; istemediğiniz bir şeyi sadece başkası için zorla yapıyor olma hissi uyandırır ve birgün bunu öfkeyle belirtmenize yol açar. Böylece de eşinizi hiç istemediğiniz halde incitmiş olursunuz. Çünkü o sizin yaptınız fedakarlıkları yıllarca fark etmemiş ve size bunun karşılığında yeteri kadar değer vermemiştir.

Bu nedenle öfkelenmekte kendinizi haklı görebilirsiniz. Ancak uyum sağlamaya siz kendiniz karar verirsiniz; tüm duygularınız ve mantığınız bunun gerekliliğine ikna olur. Evlilikte aşkı canlı tutabilmek ve sürdürebilmek için özellikle bir çaba göstermekten daha önemlisi, doğal olabilmek ve bekli de evli olduğunuza kendinizi ikna edebilmiş olmanızdır” ifadelerini kullandı.

Bu konu hakkında sizlerde yorumlarınızı yazabilir diğer www.nazlim.NET kullanıcıları ile bu konuyu tartışabilirsiniz.

Reklamlar

Leave a Reply

Your email address will not be published.