Unutulmaz şiirler

Son Güncelleme: 14.10.2021 04:20

Unutulmaz şiirler sayfamızda amatör ve ünlü şairlerden bu konu ile ilgili şiirleri bulabilirsiniz.

Hoşseda

Bana sor sevgili kari’, sana ben söyleyeyim,
Ne hüviyette şu karşında duran eş’ârım:
Bir yığın söz ki, samimiyeti ancak hüneri;
Ne tasannu’ bilirim, çünkü, ne sanatkârım.

Şi’r için göz yaşı derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün asarım!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım!

Mehmet Âkif

Adımla Nasıl Berabersem

Hacet yok hatırlamasına seni hatıraların
Bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
Koşar gibi yürüyüşün
Karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
Uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kâinatın
Karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

Adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
Seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
Gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
Koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
Ve sonra her zaman her ölümlüye
Ayni şartlar altında kısmet olmayan
Gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
Sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın.

Atilla İlhan

Terk Etmedi Sevdan Beni

Terk etmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayin, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça.
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz uykusuz kaldım,
Terk etmedi sevdan beni.

Seni Yaşamak

Seni her özlediğimde sevgilim,
Gökyüzüne bakıyorum;
Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Denizlere bakıyorum.
Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Kuşlara bakıyorum.
O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
Ve aşkım, seni her özlediğimde,
Adında isyan ediyorum.
Seni özlemek istemiyorum ben,
Ben seni yaşamak istiyorum,
Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
Ve seni sende görmek sadece.

BEHÇET NECATİGİL

Bir Garip Orhan Veli

Bir garip Orhan Veli’yim
Veli’nin oğluyum
Tarifsiz kederler içindeyim

Rumeli Hisarı’na oturmuşum
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum

İstanbul’un mermer taşları
Başıma da konuyor martı kuşları
Gözlerimden boşanır hicran yaşları
Edalım.
Senin yüzünden bu halim.

İstanbul’un orta yeri sinema
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama
El konuşurmuş, görüşürmüş bana ne

Sevdalım.
Boynuna vebalim

İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim
Bir garip Orhan Veli’yim

Orhan Veli Kanık

Anlatamıyorum

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum

Orhan Veli

Tut Ellerimi Salıverme Sakın

Tut ellerimi salıverme sakın
Erisin avuçlarında çaresizliğim
O seven gözlerle bak bana
Kirpiklerin yüreğimi acıtsın.

Seviyorum de, bir daha söyle
Biliyorum, aşkımızın başladığı yerde
Özlemler filizlendi başak başak
Hüzün şarkıları sardı her yanı.

Seninle gelen kader ölüm olsun isterse
Tut ellerimi salıverme sakın.

Diyebilseydim

Anladım diyemem ki! Suçluyum
Belki ben anlatamadım sana kendimi
Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi
Her gün her dakika seni özlerdim
Bitmezdi kederim senin yanında bile
Susardım, gözlerime baktığın zaman
Mermer bir heykelin çaresizliğiyle
Oysa neler düşünürdüm sen yokken
Sana kavuşunca neler söylemek isterdim
Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
Ayrılık başlayınca ben biterdim
En kötüsü beni koyup gitmendi
O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde
Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz
Ve nice yıllar kovalardı birbirini
Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
Bütün teselliler uzaklarda kalırdı
Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler
Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Her Şey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif.
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç.
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü.
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin.
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi.

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin.

CAN YÜCEL

Üçüncü Şahsın Şiiri

Gözlerin gözlerime değince
Felâketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım
Çöp gibi bir oğlan ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felâketim olurdu ağlardım

Ne vakit Maçka’dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Bir rüzgâr aklımı alırdı
Sessizce bir cıgara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin bakardın
Üşürdüm içim ürperirdi
Felâketim olurdu ağlardım

Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felâketim olurdu ağlardım

Attila İLHAN

2 Yorum

  1. Sana Geldim Sona

    Sana geldim sona
    Sen de yeryüzüdür gövde bulan
    Ey azgın suların sonsuzluğu
    Bakışlarım demir atsın gözlerinin limanına
    Fırtınalar yorgunu yüreğim sana;
    Gözlerini kapa ve kendine yıldızlardan gece yap,
    Ben başladım oyuna,

    Ellerimin arasındaki başımda kopuyor fırtınalar..
    Karanlığın koynunda ay vursun denizlere
    gel-gitler bunaltsada,
    yakamozların ışıltısı yeter bana
    Her başlangıç bir sondur aslında..
    Son olmadan gizlerim çözülsün sende..

    Sana geldim.. sona
    Hayalinin karşısında
    bülbüle dönen dillerim lâl oluyor karşında..
    Kifayetini kaybeden kelimelerimin ardına gizleyip
    hayal kırıklıklarımı sessiz çığlıklar atıyorum..
    Umutta olmalıydı biraz ama..
    Bulamıyorum..
    Bir sigara dumanında resmedip
    dünyanın sekizinci harikasını
    kıçı kırık mısralarımla çıkıyorum karşına..

    Ey benim deli mavim..
    Sessiz, kimsesiz limanım..
    Çok değil, bir kulaç uzağımda görürdüm seni..
    Öyle değilmiş..
    Uzun zaman önce bıraktım sularına o cam şişeyi..
    Gelmedi mi kıyılarına..
    Peki peki..
    Dediğin gibi olsun..
    En çok gözlerini severdim derdin..
    Bırak o halde..
    Bakışlarım demir atsın ıssız kıyılarına..
    Deli boranlar kucağında en çaresiz olduğum anlarda
    bir el kadar yakındı hayalin..
    Bu yorgun yürekle asıyorum dualarımı kapına..

    (II)
    Sana geldim..
    Bütün Sabahlarım sesinde ağarsın
    Keder tırmanmasın yüzüme bir daha;
    Sarmaşık gibi;
    Öpüşlerin damlasın çöl dudaklarıma
    Biliyorum;
    Yüreğin durgun sudur;
    Dindiğim Korku kıyılarımı sildiğim
    İşte yine herşeyin başlayıp bittiği yerdeyim..
    Gecedeyim..
    Her gecemin sende ağarmasını,
    İnceden bir temenni umuyorum farkında olmadan..

    O uzun susuşların ardına gizlediğim
    derin kederlerimin son bulması dileği ile
    sarıp sarmalarken hayalini dudaklarıma bırakıyorum..
    En hırçın anlarımda
    kanımdaki zehiri etkisiz kılan
    tek şeydi o ıssız yanın..

    Yokluğunda taş dibeklerde döverken yüreğimi
    omzumdaki el seninkiydi..
    Bir nisan yağmuruydun yangınımı söndüren..
    Ve beni cesur yapanda buydu sanırım..
    Korkularımı yükleyip bir çift kelebek kanadına
    uzun yıllardan geldim sana..

    Sana geldim sona
    Sustum ve yumdum gözlerimi
    İki damla ateş düşürdün o gözlerden
    yüreğime
    Gözyaşlarım söndüremiyor
    Canım daha çok yanıyor
    Gel al uslandır asi bedenimi
    Gece kanat çırpsın parmaklarında
    Korkularımla,Yalnızlığımla
    Umarsız delice seven yüreğimle
    Sendeyim işte..

    (III)
    Sana geldim! …
    Ömrümün ilkbaharında doğan
    umut güneşimle,
    Sende yeşeren tüm hayallerimle
    Sonsuz rüyamın sevda limanı olsanda
    Beşinci mevsim hazan günümde
    sendeyim işte.

    Sana geldim! … sona
    Sus pus oldum yine..
    Kapatıp gözlerimi zihnimde uçuşan kelimelerimi toparlarken
    hayalin geliyor gözlerimin önüne..
    Hani derler ya film şeridi gibi..
    İşte öyle..
    Geldiği gibi gitti aniden..
    O dipsiz karanlıklarımda
    alev alev yangınlarımla uğraştım durdum yine..

    Bıkmadan usanmadan
    Kimi zaman eriyip biterken,
    kimi zamanda küllerimden doğdum yeniden..
    Yetmedi biraz daha kal diye
    yalvardım hayalinin önünde..
    Şimdi anlıyorum..
    Fitilimi ateşleyen
    bedenimi kora çeviren
    duvardaki hayalinmiş..

    Ben denizlerin azgın dalgalarında,
    gökyüzünün fırtınalarında kopup gelen
    deli maviliklerin serinliğini arzularken
    sen öpüşlerinle çöle çeviriyordun bedenimi..
    Sonrası hoyratça geçen zaman..
    Azgın mavi sularında sahipsiz bir sal gibi dolanıyordum..
    En hırçın anlarına şahit oldum..
    Şimdi ise oturmuş senden medet umuyorum..

    (IV)
    Hadi..
    Tak geceyi koluna şimdi..
    Derinlerine sakla o hırçınlığını..
    En sakin halini takınıp kendine benzet beni..
    Azgın dalgalar uzak olsun artık bizden..
    Sığ sularında sev beni..
    Birbirimizden kaçıracak yerimiz kalmasın
    Birleşsin yağmur soylu ellerimiz
    Bırak öpüşlerim ağzını kapatsın
    Uzun uzadıya susarak kalalım birbirimizde
    Sabaha söyleceyek söz bırakmayalım
    Ne ateş olabildik seninle ne de su
    Bırakalım maskelerimizi bir kenara..
    En yalın halimizle gelelim yüzyüze..
    Ne söylenecek söz kalsın içimizde,
    ne de kaçıp saklanacak yer..

    Fonda bir gitar eşlik etsin
    ağzını öpüşlerimle kapatırken..
    Ve çok sevdiğimiz mavi konuşsun yerimize..
    Biz suskunları oynarken
    yüreklerimiz dalsın en koyu muhabbetlere..
    Varsın sabah olsun ne farkeder..
    Söz müzik kalmasın tan ağarana kadar..

    Sessiz haykırışlarımız vücut bulsun da
    acılarımız sussun
    Sevda çözmesin kendini bizden
    Azgın sularda delice sevişelimde
    Yüreğim alıkoysun senide
    gitme benden

    Sona geldim Sana
    Bırakalım dizelerimizde aksın kelimeler..
    Oldukları yerde kalsın o yüzsüz acılar..
    Varsın gece dönmesin güne..
    Parlayan tek şey sen ol ıssız hayatıma..
    Ve sevda..
    Hakkını verelim artık..
    Bedelini çoktan ödedim ben
    Düğüm düğüm olan yüreklerimizle..
    İnadına doya doya gülmek..
    Sahi unutalı ne kadar uzun zaman olmuş..
    Şimdi sus nolursun..
    Parmağımla kapatırken dudaklarını,
    Son temennidir bu
    dudaklarımdan dökülen..
    Yüreğim alıkoysun gitmelerini
    Umarsızca bende kalmanı istesem

    İşte ben sana geldim
    Sana..

    Safure/
    1989-2010

    Safure Kıvılcım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir