Araba şiirleri

Son Güncelleme: 17.04.2021 04:24

En güzel araba şiirleri kısa sayfamızda, amatör ve ünlü şairlerden bu konu ile ilgili şiirleri bulabilirsiniz.

Ah benzin ah şiiri

Araba deyince aklınıza ne gelir?
Arabası olan bunu bilir.
Olmayan da,
Araba lazım bir şey bu zamanda.

Gitmek istersen ailece lokantaya,
Başlamışsan acıkmaya,
Kapıda araba,
Anne, çocuklar ve baba.
Bazen dayı, amca, dede,
Bazen de valide,
Araba kapıda emre amade.
Dört tekerlekle bir direksiyonum var nasılsa;
Ah! Bir de benzin bedava olsa.

Ne zormuş araba almak şiiri

Küçük bir araba alalım dedik,
Çok zormuş arkadaş araba almak.
Her eve şart olmuş ondan istedik,
Çok zormuş arkadaş araba almak.

Kardeşim savurgan para tutmadı,
Bankadan kredi çektik yetmedi,
Kime danıştıysak fikir bitmedi,
Çok zormuş arkadaş araba almak.

Arabası olan diyor ki Tofaş,
Bir aklımda diyor çok yeri dolaş,
Bu iş zaman ister olmasın telaş,
Çok zormuş arkadaş araba almak.

En çok tutulanlar yerli dediler,
Birkaçına baktık kirli dediler,
İstanbul boyalı ferli dediler,
Çok zormuş arkadaş araba almak.

Galeri dolaştık pazara daldık,
İnanmasam da pek nazara geldik,
Sanıyorum şimdi belayı bulduk,
Çok zormuş arkadaş araba almak.

Karıştı kaynana, kayınço, baldız,
Lüks olmasa da yeter dedik biz,
Gelin görün millet bizden de titiz,
Çok zormuş arkadaş araba almak.

Pekşenim diyorum vazgeçsem vAllah,
Nasipte yok her hal vermiyor Allah(c.c),
Şimdiden bıkkınlık geldi illAllah,
Çok zormuş arkadaş araba almak.

Küçük oyuncak araba şiiri

Senden ne köy olur,
Ne kasaba,
Ancak olur dört tekerlekli bir araba,
Bindirirsin üzerine çocukları,
Gezdirirsin köy köy,
Kasaba kasaba.
Sen küçük bir oyuncak,
Sen küçük bir araba.

Amerika’dan, motorun,
Avrupa’dan, direksiyonun.
Sollarsın herkesi,
Duymazsın kimsenin sesini.

Sen küçük bir oyuncak,
Sen küçük bir araba,
Gezdirirsin çocukları,
Köy köy,
Kasaba kasaba.

Araba şiiri

Biz de bir araba almadan önce,
Özenir herkese bakar giderdik.
Kim derdi ki hemen alıverince,
Garip başımızı yakar giderdik.

Çocuklar ittirir, hanım çekerdi,
Konu komşu çıkar, seyre bakardı,
Benzini bitince yağı yakardı,
Dumanı havaya diker giderdik.

Arada sırada basarsa marşı,
Sesinden ayağa kalkardı çarşı,
Kurulup içine ellere karşı,
Kasıla kasıla çeker giderdik.

Arıza yapınca verirdik tehir,
Uçmadık ne dere kaldı ne nehir,
Zindana dönerdi koskoca şehir,
Vurunca direği yıkar giderdik.

Yollara düşerdik sabah ezanı,
Pikniğe varırdık yatsı zamanı,
Lastiklerin yoktu dini, imanı,
Günde üç beş kere söker giderdik.

Rampayı inerken benzerdi kuşa,
Dolardık içine eğlene, coşa,
Hanımı çekmezdi vursak yokuşa,
Gâhi evli gâhi bekar giderdik.

Vurdukça, çarptıkça boyardık onu,
Üzerinde vardı her rengin tonu,
Dönmezdi arada direksiyonu,
Yoldan şarampole çıkar giderdik.

Delik deşik idi altının sacı,
Yerlere değerdi ayağın ucu,
Kaç kere düşmüştü içinden bacı,
Yolcuyu yollara döker giderdik.

Eskiydi koltuğun çulu çaputu,
Rüzgarda uçardı hep ön kaputu,
Sanırsın mübarek müzikli kutu,
Sesinden kulağı tıkar giderdik.

Evden sanayiye zar zor varırdı,
Nerde usta görse, orda dururdu,
Çırak kızar, kalfa çekiç vururdu,
Sağlam kalan yeri büker giderdik.

Sermayeyi sardık ala kediye,
Almazdı kimseler, etsek hediye,
Rasim der ki nazar değmesin diye,
Her yanına boncuk takar giderdik.

Kırmızı araba şiiri

Süleyman kara bıyıklı bir işçidir.
Ve bu kara bıyıklı Süleyman’ın hikayesidir.
İş bulduğu günlerde evine dik dönmekte.
Ve götürdüğü ekmeği yemektedir.
Karısı Neriman ve oğlu Cevahir’le birlikte.

Ne kadar zalim esse de rüzgar.
Ne kadar belini bükse de ekmek parası.
Aslan gibi bir adamdır işçi Süleyman.

Onun Cevahir’i vardır.
Cevahir altı yaşındadır.
Çünkü gözleri çakmak çakmaktır.
Çünkü Süleyman’a bir başka bakmaktadır.

Bir pazar sabahı.
Tutar babası Süleyman; Cevahir’in elinden.
Ve yanında kader yoldaşı karısı Neriman.
Çıkarlar gezmeye İstanbul’u inadına.
Bir yol düşünür Süleyman.
Ulan bu bahtı kapalı kentte.
Yürümek de parayla değildir elbette.
Üstelik Neriman’a hanidir istediği o naylon terlikle.
Canından özgü Cevahirine.
Bir gazozla bir simidi alabilecek kadar.
Para da vardır cepte.

Yürürler İstanbul şehrinin kalbine.
Önce Neriman’ın naylon terliği alınır bir seyyardan.
Sonra da beğenirler simidin en hasosunu umutları Cevahir’e.

Anlatır işçi baba Süleyman.
İş ararken adım adım arşınladığı sokakları.
Bak Cevahir işte şu Yeni Cami.
Hem cami hem güvercinlerinin bakması nasılsa bedavadır.

Bak Cevahir şu dumanı tütenler vapur.
Şu çığlık çığlığa ağıt yakanlar martılardır.
Hem vapurun dumanı hem vapurun düdüğü de bedavadır.
Bak Cevahir şu uzakta görünen de köprüdür.

İbrahim Sadri

Tel arabam şiiri

Telden.
Yamuk dökük.
Araba yapardım çocukken.
El becerimle.
Direksiyonu elimde.
Dünyayı dolaşırdım.
Sizinki.
Uzaktan kumandalı.
Aynı yerde dolaşır.
Kıskanın çocuklar beni.
Teknoloji tutukladı.

Arif Doğramacı

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir