Murat Bardakçı Muhteşem Yüzyıl Rüstem Paşa Eleştirisi

Reklamlar

Geçen hafta herkesin izlediği ve Şehzade Mustafa için gözyaşlarına hakim olamadığı o sahneyi biliyorsunuz ama konumuz bu sefer Rüstem Paşa ile ilgili.

muhtesem-yuzyil-rustem-pasaRüstem Paşa’nın dizide anlatıldığı gibi rüşvetçi olmadığını söyledi ve gerçeği ile dizide gösterilen arasındaki farkları sıraladı. İşte Murat Bardakçının o yazısı:

RÜSTEM PAŞA RÜŞVETÇİ DEĞİLDİ

Geriye kalıyor, Rüstem Paşa…

Birkaç günden buyana hakkında bilenin de, bilmeyenin de kalem oynattığı ama genellikle bilmeyenlerin konuşup yazdığı Paşa’dan bahsetmem gerekiyor; zira Rüstem Paşa’yı değerlendirmek için o zamanın vergi tekniğine ve arazi sistemine âşina olmak gerekir ama Paşa’yı değerlendirmeye kalkanların bu bahislerden pek haberdar olmadıkları görülmektedir.

Rüstem Paşa iyi bir devlet adamı mı idi?

Evet! Büyük bir devlet adamı ve daha da büyük bir hayırseverdi!

Peki, rüşvetçi mi idi?

Hayır!

O devrin tayin sisteminde, “pîşkeş” diye bir kural vardır. Dilimizde sonradan “peşkeş çekmek” hâlini alan “pîşkeş”, yüksek memuriyetlere getirilenlerin zamanın padişahına ve sadrazamına tayin karşılığında ödedikleri paranın ismidir ve Rüstem Paşa’nın sahip olduğu büyük servetin bu pîşkeşlerden kaynaklandığı söylenegelmiştir.

Reklamlar

“PÎŞKEŞ” RÜŞVET MİDİR?

Tayin edilen makamın önemine ve yüksekliğine göre pîşkeşin meblâğı da büyür ama bu para rüşvet değil, hükümdarın ve sadrazamın masraflarını ve “kapı halkı” denen personelinin aylıklarını karşılamak için konmuş bir çeşit vergidir ve kayıt altındadır! Ödemeler “pîşkeş defterleri”ne kaydedilmiştir ve bu defterler bugün devlet arşivlerindedir.

O devrin muhalifleri her zaman kayıt altında olan “pîşkeş”i rakiplerini karalamak maksadıyla “rüşvet” olarak göstermişlerdir ve Rüstem Paşa’ya atfedilen “rüşvetçi” iddiasının kaynağı da bu karalama çabasıdır.

Şimdi kısaca ifade edeyim: Kanunî Sultan Süleyman zamanında 14,5 sene veziri âzamlık yapan Rüstem Paşa çok önemli ve büyük bir devlet adamıdır ve memleket meseleleri ile ilgili taviz vermeyen tavrı o devirde İstanbul’a gelmiş olan yabancı elçilerin raporlarında ayrıntıları ile yazılıdır. Dolayısı ile kayınvalidesi Hürrem Sultan ile kurduğu ittifak yahut Şehzade Mustafa hadisesindeki rolü, hizmetlerine gölge düşürmez.

Erhan Afyoncu, İslâm Ansiklopedisi’ne yazdığı “Rüstem Paşa” maddesinde Paşa’nın 12 cami, yedi okul, 32 hamam, 22 çeşme, 273 oda, 54 mahzen, 563 dükkân, 28 han ve kervansaray ve beş medrese yaptırdığını anlatıyor…

Yolunuz bir gün Eminönü taraflarına düşerse ve şayet görmedi iseniz, Paşa’nın kendi ismini taşıyan oradaki camiine bir uğrayıverin… Türk sanatının, özellikle de çini ustalığının bu en zarif örneğini yakından gördüğünüzde, Rüstem Paşa’yı daha iyi anlayabilirsiniz.

Murat Bardakçı/Radikal

Reklamlar

Leave a Reply

Your email address will not be published.