Unutulmaz şiirler

Reklamlar

En güzel Unutulmaz şiirler kısa – Sayfamızda amatör ve ünlü şairlerden bu konu ile ilgili şiirleri bulabilirsiniz.

HOŞSADA

Bana sor sevgili kari’, sana ben söyleyeyim,
Ne hüviyyette şu karşında duran eş’ârım:
Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri;
Ne tasannu’ bilirim, çünkü, ne san’atkârım.

Şi’r için göz yaşı derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!

Mehmet Âkif

Beklenen

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

Necip Fazıl Kısakürek

Adimla Nasil Berabersem

hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
bir dakika bile çikmiyorsun aklimdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlikta bir işik gibi aydinlik gülüşün

hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
uzak uzak yildizlarla çevrilmiş kainatin
karanlik boşluklarinda akip giderken zaman

adimla nasil berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluga inanmiş olmanin gururuyla rahat
koltugumuzun altinda birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
ayni şartlar altinda kismet olmiyan
gerçekleri görmenin aydinligi alinlarimizda

hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
sen bana kalbim kadar elim kadar yakinsin

atilla ilhan

Ben Sana Mecburum

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Ölmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih’te yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.

Terketmedi Sevdan Beni

Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldim, susuz kaldim,
Hayin, karanlikti gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça…
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz uykusuz kaldim,
Terketmedi sevdan beni…

SENİ YAŞAMAK

Seni her özlediğimde sevgilim,
Gökyüzüne bakıyorum;
Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Denizlere bakıyorum.
Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Kuşlara bakıyorum.
O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
Ve aşkım, seni her özlediğimde,
Adında isyan ediyorum.
Seni özlemek istemiyorum ben,
Ben seni yaşamak istiyorum,
Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
Ve seni sende görmek sadece.

BEHÇET NECATİGİL

OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

Cahit Sıtkı TARANCI

İSTANBUL’U DİNLİYORUM

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Kuşlar geçiyor, derken
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda
Bir kadının suya değiyor ayakları
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Serin serin Kapalıçarsı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Los kayıkhaneleriyle bir yalı
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Bir yosma geçiyor kaldırımdan
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere
Bir gül olmalı
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı

Reklamlar

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vurusundan anlıyorum
İstanbul’u dinliyorum.

Orhan Veli Kanık

Bir Garip Orhan Veli

Bir garip Orhan Veli’yim
Veli’nin oğluyum
Tarifsiz kederler içindeyim

Urumeli Hisarı’na oturmuşum
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum

İstanbul’un mermer taşları
Başıma da konuyor martı kuşları
Gözlerimden boşanır hicran yaşları
Edalım…
Senin yüzünden bu halim.

İstanbul’un orta yeri sinema
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama
El konuşurmuş, görüşürmüş bana ne

Sevdalım…
Boynuna vebalim

İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim
Bir garip Orhan Veli’yim

Orhan Veli Kanık

ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum

Orhan Veli

TUT ELLERİMİ SALIVERME SAKIN

Tut ellerimi salıverme sakın
Erisin avuçlarında çaresizliğim
O seven gözlerle bak bana
Kirpiklerin yüreğimi acıtsın.

Seviyorum de,birdaha söyle
Biliyorum,aşkımızın başladığı yerde
Özlemler filizlendi başak başak
Hüzün şarkıları sardı her yanı.

Seninle gelen kader ölüm olsun isterse
Tut ellerimi salıverme sakın.

DİYEBİLSEYDİM

Anladım diyemem ki! Suçluyum
Belki ben anlatamadım sana kendimi
Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi
Her gün her dakika seni özlerdim
Bitmezdi kederim senin yanında bile
Susardım, gözlerime baktığın zaman
Mermer bir heykelin çaresizliğiyle
Oysa neler düşünürdüm sen yokken
Sana kavuşunca neler söylemek isterdim
Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
Ayrılık başlayınca ben biterdim
En kötüsü beni koyup gitmendi
O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde
Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz
Ve nice yıllar kovalardı birbirini
Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
Bütün teselliler uzaklarda kalırdı
Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler
Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.

Ümit Yaşar Oğuzcan

HERŞEY SENDE GİZLİ

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…

CAN YÜCEL

ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ

gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka’dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım

Attila İLHAN

Evet sıra sizde: Sizde buradakilerden farklı ve yeni unutulmaz şiirinizi yazmak için aşağıdaki yorum bölümünü kullanabilirsiniz. Yada Buradan Şiir Kategorimize Dönerek Diğer Şiirleri Okuyabilirsiniz. Nazlim.Net

Reklamlar

"Unutulmaz şiirler" için toplam 2 yorum yapmış

  1. Alim   10 Eylül 2017 at 14:35

    Kesinlikle müthiş bir şiir çok etkilendim.:)

  2. muhammet baş   09 Ocak 2013 at 02:57

    Sana Geldim Sona

    Sana geldim sona
    Sen de yeryüzüdür gövde bulan
    Ey azgın suların sonsuzluğu
    Bakışlarım demir atsın gözlerinin limanına
    Fırtınalar yorgunu yüreğim sana;
    Gözlerini kapa ve kendine yıldızlardan gece yap,
    Ben başladım oyuna,

    Ellerimin arasındaki başımda kopuyor fırtınalar..
    Karanlığın koynunda ay vursun denizlere
    gel-gitler bunaltsada,
    yakamozların ışıltısı yeter bana
    Her başlangıç bir sondur aslında..
    Son olmadan gizlerim çözülsün sende..

    Sana geldim.. sona
    Hayalinin karşısında
    bülbüle dönen dillerim lâl oluyor karşında..
    Kifayetini kaybeden kelimelerimin ardına gizleyip
    hayal kırıklıklarımı sessiz çığlıklar atıyorum..
    Umutta olmalıydı biraz ama..
    Bulamıyorum..
    Bir sigara dumanında resmedip
    dünyanın sekizinci harikasını
    kıçı kırık mısralarımla çıkıyorum karşına..

    Ey benim deli mavim..
    Sessiz, kimsesiz limanım..
    Çok değil, bir kulaç uzağımda görürdüm seni..
    Öyle değilmiş..
    Uzun zaman önce bıraktım sularına o cam şişeyi..
    Gelmedi mi kıyılarına..
    Peki peki..
    Dediğin gibi olsun..
    En çok gözlerini severdim derdin..
    Bırak o halde..
    Bakışlarım demir atsın ıssız kıyılarına..
    Deli boranlar kucağında en çaresiz olduğum anlarda
    bir el kadar yakındı hayalin..
    Bu yorgun yürekle asıyorum dualarımı kapına..

    (II)
    Sana geldim..
    Bütün Sabahlarım sesinde ağarsın
    Keder tırmanmasın yüzüme bir daha;
    Sarmaşık gibi;
    Öpüşlerin damlasın çöl dudaklarıma
    Biliyorum;
    Yüreğin durgun sudur;
    Dindiğim Korku kıyılarımı sildiğim
    İşte yine herşeyin başlayıp bittiği yerdeyim..
    Gecedeyim..
    Her gecemin sende ağarmasını,
    İnceden bir temenni umuyorum farkında olmadan..

    O uzun susuşların ardına gizlediğim
    derin kederlerimin son bulması dileği ile
    sarıp sarmalarken hayalini dudaklarıma bırakıyorum..
    En hırçın anlarımda
    kanımdaki zehiri etkisiz kılan
    tek şeydi o ıssız yanın..

    Yokluğunda taş dibeklerde döverken yüreğimi
    omzumdaki el seninkiydi..
    Bir nisan yağmuruydun yangınımı söndüren..
    Ve beni cesur yapanda buydu sanırım..
    Korkularımı yükleyip bir çift kelebek kanadına
    uzun yıllardan geldim sana..

    Sana geldim sona
    Sustum ve yumdum gözlerimi
    İki damla ateş düşürdün o gözlerden
    yüreğime
    Gözyaşlarım söndüremiyor
    Canım daha çok yanıyor
    Gel al uslandır asi bedenimi
    Gece kanat çırpsın parmaklarında
    Korkularımla,Yalnızlığımla
    Umarsız delice seven yüreğimle
    Sendeyim işte..

    (III)
    Sana geldim! …
    Ömrümün ilkbaharında doğan
    umut güneşimle,
    Sende yeşeren tüm hayallerimle
    Sonsuz rüyamın sevda limanı olsanda
    Beşinci mevsim hazan günümde
    sendeyim işte.

    Sana geldim! … sona
    Sus pus oldum yine..
    Kapatıp gözlerimi zihnimde uçuşan kelimelerimi toparlarken
    hayalin geliyor gözlerimin önüne..
    Hani derler ya film şeridi gibi..
    İşte öyle..
    Geldiği gibi gitti aniden..
    O dipsiz karanlıklarımda
    alev alev yangınlarımla uğraştım durdum yine..

    Bıkmadan usanmadan
    Kimi zaman eriyip biterken,
    kimi zamanda küllerimden doğdum yeniden..
    Yetmedi biraz daha kal diye
    yalvardım hayalinin önünde..
    Şimdi anlıyorum..
    Fitilimi ateşleyen
    bedenimi kora çeviren
    duvardaki hayalinmiş..

    Ben denizlerin azgın dalgalarında,
    gökyüzünün fırtınalarında kopup gelen
    deli maviliklerin serinliğini arzularken
    sen öpüşlerinle çöle çeviriyordun bedenimi..
    Sonrası hoyratça geçen zaman..
    Azgın mavi sularında sahipsiz bir sal gibi dolanıyordum..
    En hırçın anlarına şahit oldum..
    Şimdi ise oturmuş senden medet umuyorum..

    (IV)
    Hadi..
    Tak geceyi koluna şimdi..
    Derinlerine sakla o hırçınlığını..
    En sakin halini takınıp kendine benzet beni..
    Azgın dalgalar uzak olsun artık bizden..
    Sığ sularında sev beni..
    Birbirimizden kaçıracak yerimiz kalmasın
    Birleşsin yağmur soylu ellerimiz
    Bırak öpüşlerim ağzını kapatsın
    Uzun uzadıya susarak kalalım birbirimizde
    Sabaha söyleceyek söz bırakmayalım
    Ne ateş olabildik seninle ne de su
    Bırakalım maskelerimizi bir kenara..
    En yalın halimizle gelelim yüzyüze..
    Ne söylenecek söz kalsın içimizde,
    ne de kaçıp saklanacak yer..

    Fonda bir gitar eşlik etsin
    ağzını öpüşlerimle kapatırken..
    Ve çok sevdiğimiz mavi konuşsun yerimize..
    Biz suskunları oynarken
    yüreklerimiz dalsın en koyu muhabbetlere..
    Varsın sabah olsun ne farkeder..
    Söz müzik kalmasın tan ağarana kadar..

    Sessiz haykırışlarımız vücut bulsun da
    acılarımız sussun
    Sevda çözmesin kendini bizden
    Azgın sularda delice sevişelimde
    Yüreğim alıkoysun senide
    gitme benden

    Sona geldim Sana
    Bırakalım dizelerimizde aksın kelimeler..
    Oldukları yerde kalsın o yüzsüz acılar..
    Varsın gece dönmesin güne..
    Parlayan tek şey sen ol ıssız hayatıma..
    Ve sevda..
    Hakkını verelim artık..
    Bedelini çoktan ödedim ben
    Düğüm düğüm olan yüreklerimizle..
    İnadına doya doya gülmek..
    Sahi unutalı ne kadar uzun zaman olmuş..
    Şimdi sus nolursun..
    Parmağımla kapatırken dudaklarını,
    Son temennidir bu
    dudaklarımdan dökülen..
    Yüreğim alıkoysun gitmelerini
    Umarsızca bende kalmanı istesem

    İşte ben sana geldim
    Sana..

    Safure/
    1989-2010

    Safure Kıvılcım

Leave a Reply

Your email address will not be published.