Go to Admin » Appearance » Widgets » and move Gabfire Widget: Social into that MastheadOverlay zone
Çocuklarla ilgili yazılarımızın bu sayfasında sizlere çocuk şiirleri ve bazende kısa çocuk şiirleri hazırlamaya çalıştık. Buyrun çocuk şiirleri;
BAYRAĞIM
Atalarım gökten yere
İndirmişler ay yıldızı
Bir buluta sarmışlar ki
Rengi şafaktan kırmızı.
Onun ateş kırmızısı
Ne gelincik, ne gülden
Türk oğlunun öz kanıdır
Ona bu al rengi veren ..
Ay yıldızı, gökyüzünün
Ayla yıldızından yüksek
Türk’ün alın yazısıdır
Türk’tür onu yüceltecek.
Vazifemdir bayrağımı
Üstün tutmak her bayraktan
Can veririm kan dökerim
Vazgeçemem ben bu haktan …
Hasan Ali YÜCEL
—–
ANA SEVGİSİ
Sıcağın sinmiş bana
Seni severim ana
Sensin bana kan veren
Sensin bana can veren ..
Küçükken yudum yudum
Sütlerinle uyudum
Kulağıma ninniler
Neler söyledin neler ..
Beni büyüttün ana
Beni yürüttün ana
Göremeyince seni
Kucaklarım gölgeni …
Mehmet Necati ÖNGAY
—–
ANNEME VERDİĞİM SÖZ
Ben güzel olacağım
Taşıyacağım hep
Akan suların güzelliğini
Ben iyi olacağım
Ellerim açılacak gece gündüz
Bir bitki iyiliğinde
Ben doğru olacağım
Gökten düşen taş gibi
Doğru …
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
—–
TİLKİ İLE LEYLEK
Tilki hocanın iyiliği tutmuş bir gün
Hacı leyleği yemeğe buyur etmiş
- Ama, demiş tilki, bizde misafir
Umduğunu değil bulduğunu yer.
Meğer tilkinin cimrisi hepsinden betermiş
Bir çorba çıkarmış topu topu
O da sulu mu sulu
Hem nerden getirse beğenirsiniz? Tabakta.
Leylek gagasıyla uğraşadursun
Tilki bitirmiş hepsini bir solukta.
Leylek kızmış, ama çekmiş sineye.
Bir zaman sonra
O da tilkiyi buyur etmiş yemeğe.
- Hay hay, demiş tilki, nasıl gelmem?
Ben dostlara naz etmesini sevmem.
Tam saatinde gelmiş.
Leyleğe türlü diller dökmüş.
Şu güzel bu güzel,
Hele yemeğin kokusu
Gel iştahım gel!
Gerçi tilkilerin iştahı
Pek nazlı değilmiş ama
Et kokusu başka şeymiş.
- Kuşbaşı galiba, demiş
Bayılırmış etin böylesine
Hele kıvamında pişmişine.
Derken yemek sofraya gelmiş,
Gelmiş ama nasıl?
Kokusunu al, eti arada bul!
Dar boğazlı upuzun bir çömlek içinde
Tam leyleğin gagasına göre
Tilki burnunu burgu etse nafile.
Kısmış kuyruğunu evine dönmüş.
Aç kaldığına mı yansın
Bir kuşa rezil olduğuna mı?
El alemi aldatanlar
Bu masal size:
Bir gün sizi de sokarlar
Kurduğunuz kafese …
LA FONTAINE
Çeviri: Sabahattin Eyüboğlu
—–
AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA
Karıncayı tanırsınız
Minimini bir hayvandır
Fakat gaayet çalışkandır
Gaayet tutumludur, yalnız
Pek hodgamdır, bu bir kusur:
Hodgam olan zalim olur.
Bir gün ağustos böceği
Tembel tembel ötüp durmak
Neticesi aç kalarak
Karıncadan göreceği
Bürudete bakmaz, gider
Bir lokma şey rica eder
Der ki: – Acıyınız bize
Çoluk çocuk evde açız
İanenize muhtacız.
Karınca bir yüreksize
Layık huşunetle sorar:
- Aç mısınız? Ya o kadar
Uzun, güzel günler oldu.
O günlerde ne yaptınız?
Böcek inler: – Açız, açız
Bakın benzim nasıl soldu
O günlerde gülen, öten
Sazla, sözle eğlenen ben
Bugün bakın ne haldeyim !
Vallah açız, billah açız,
Halimize acıyınız!
Karınca eğlenir: – Beyim,
şimdi de raksedin, ne var?
‘Yazın çalan kışın oynar.’
LA FONTAINE
Uyarlayan : Tevfik Fikret
—–
KIRLANGIÇ VE KÜÇÜK KUŞLAR
Bir kırlangıç dünyayı geze dolaşa
Çok şeyler öğrenmiş.
Atalarımız ne demiş:
“Bir şeyler kalır çok görenin kafasında.”
Bizim kırlangıç önceden bilirmiş
Büyük küçük bütün fırtınaları,
Gemiciler ondan alırmış haberi.
Bir gün bir yerde kırlangıç bakmış,
Tarlasına, sıram sıram
Kenevir tohumu ekiyor köylünün biri.
Kırlangıç çağırmış küçük kuşları,
- Bakın, demiş, sizin kuyunuzu kazıyor bu adam.
Bana göre hava hoş, çeker giderim burdan,
Ama korkarım sizin haliniz duman.
Şu elin savurduğu tohumlar yok mu,
Başınıza örülen birer çoraptır sizin,
Her attığı tohum bininizin öksesi,
Benden size söylemesi.
Günü gelip kenevir sicim oldu mu
Seyreyleyin size kurulacak dolapları.
Ya ölüm, ya zindan gayri sizlere:
Kiminize kafes, kiminize tencere.
Onun için gelin, dinleyin beni,
Yiyin şu tohumların hepsini.
Yaz günü kırlangıcı kim dinler,
Küçük kuşlar diledikleri yemi yemişler.
Kenevir başlamış büyümeye yeşil yeşil.
Kırlangıç bir kez daha uyarmak istemiş
Dünyadan habersiz küçük kuşları:
- Koparın, demiş, bir bir koparın
Bu kötü tohumdan çıkan yapracıkları.
Onla büyüdü mü kendinizi yok bilin.
Kuşlar kırlangıca kızmış,
- Aman ne şom ağızlısın, demişler.
Hem sonra kaç bin kuş ister
Bütün o filizleri yolmak için?
Kenevir büyüdükçe büyümüş,
Kırlangıç, kuşları bir kez daha uyarmış:
- Bakın, demiş, işler kötü,
Kötü tohum yurdunuzda aldı yürüdü.
Bugüne dek inanmadınız bana, peki,
Ama bir gün baktınız ki insanoğlu,
Buğdayları büyüyedursun tarlada,
Vakit bulmuş kuş avlamaya şurda burda,
Kurmuş ağlarını dağda bayırda,
Siz küçük kuşları avlamak için.
Ya hiç çıkmayın yuvanızdan,
Ya da göç edin başka yere:
Ördek, turna ne yapıyorsa
Siz de onlar gibi yapın.
Ama siz küçüksünüz, doğru,
Geçemezsiniz bizim gibi çölleri, denizleri.
Size göre iş değil yeni dünyalar aramak.
Yapabileceğiniz tek şey bence
Duvar deliklerine saklanmak olacak.
Kuşçağızlar yorulmuşlar kırlangıcı dinlemekten,
Başlamışlar cıvıl cıvıl ötüşüp durmaya.
Tıpkı Troyalılar gibi, zavallı Kassandra
Başlarına geleceği haber verirken.
Onlara olan bizimkilere de olmuş.
Nice kafesler kuşlarla dolmuş.
Hep böyle kendi bildiğimizi okuruz yalnız
Bela başımıza gelmedikçe inanmayız …
LA FONTAINE
Çeviri: Sabahattin Eyüboğlu
—–
MASALLARIN MASALI
Su başında durmuşuz çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize, çınarla bana.
Su başında durmuşuz çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor çınarla benim bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize çınara, bana, bir de kediye.
Su başında durmuşuz çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.
Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek güneş kalacak,sonra o da gidecek.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Su serin,çınar ulu,ben şiir yazıyorum,kedi uyukluyor,
güneş sıcak,çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize ,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze…
Nazım Hikmet RAN
—–
ÇOCUKLARIMA
Diyelim ıslık çalacaksın, ıslık
Sen ıslık çalınca
Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes.
Kimse çalamamalı senin gibi güzel.
Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın,
Senden önce kimse saymamış olmalı
Senin saydığın gibi doğru ve güzel
Hem dalgaları, hem saymasını severek.
De ki sinek avlıyorsun, sinek
En usta sinek avcısı olmalısın
Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta,
Örgüt yoksa seninle başlamalı.
Diyelim zindana düştün, bir ip al
Görmediğin yıldızları diz ipe bir bir.
Sonra yıldızlardan kolyeyi
Düşlemindeki sevgilinin boynuna geçir.
Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun
Düşün düşünebildiğince üç boyutlu
Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya
Sanki senden önce düşünen hiç olmamış.
Dalga mı geçiyor, düşler mi kuruyorsun
Öyle sonsuz, sınırsız düşler kur ki çocuğum
Düşlerini som somut görüp şaşsınlar
Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler.
Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum.
Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz
De ki bütün işe yarayanlar
İşe yaramaz sanılanlardan çıkar…
Aziz NESİN
—–
KÖY ÖĞRETMENLERİ
Yurdumuz uçsuz bucaksız
Gökte yıldız kadar köylerimiz var
Ama uzak, ama harap, ama garipsi
Alın benim gönlümden de o kadar..
Uçsuz bucaksız köylerimizde kuşlar gibi
Her sabah çocuklar size uçar
Ama küçük, ama büyüyen, ama güleç
Alın benim gönlümden de o kadar..
Siz kara göklerin yıldızları
Işıtın yurdumuzu sabaha kadar
Ama düşe kalka, ama yiğit, ama umutlu
Alın benim gönlümden de o kadar…
Cahit KÜLEBİ
—–
KÜÇÜK ASKER
Küçük asker, silah elde
Kahramanca ilerliyor
Karşısında bütün belde
“Kahramanım, yaşa!” diyor…
Küçük asker, küçük asker!
Vatan senden hizmet ister.
Vatan için çeker emek
Herkes; bu borcu herkesin.
Vatan demek ninen demek,
Sen nineni sevmez misin?..
Küçük asker, küçük asker!
Vatan senden şefkat ister.
Vatan senden hayat umar,
Sen yaşarsan o canlanır;
Vatan için ölmek de var,
Fakat borcun yaşamaktır…
Küçük asker, küçük asker!
Vatan senden kuvvet ister.
Minimini omuzların
Taşıyacak yarın tüfek;
Tüfek değil, vatan yarın
O omuza yüklenecek…
Küçük asker, küçük asker!
Vatan senden gayret ister.
Küçük asker dinle bunu:
Sakın boşa silah atma;
Kılıcını, kurşununu
Haksızlığa karşı sakla…
Küçük asker, küçük asker!
Hak da senden kuvvet ister…
Tevfik FİKRET
—–
KİTABIM
Kitap en iyi arkadaş
Bana neyi sorsam söyler
Ne anlatsam en sonunda
Çalış, iyi, doğru ol der
Geceleri uyumaz o
Beni kaldırır erkenden
Okulum kadar güzeldir
Kitabı çok severim ben ..
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
—–
SAĞLIK
Mevsime göre giyin,
Hiç üşütme kendini.
Zamanında aşı ol,
Sık sık yıka elini.
Yüreğini rahat tut,
Her şeyi dert edinme.
Olumsuzluğu unut,
Önemlidir beslenme.
Kızartma, yağlı, acı,
Sağlığı bozmaktadır.
Sebze, meyve baş tacı,
Süt en doğal gıdadır…
Beytullah HATOĞLU
——
KIŞ
Bembeyaz oldu ortalık
Kışın da başka tadı var
Hava bir parça karanlık
Her yanda buz tutmuş sular
Gel biz de şöyle kocaman
Bir kardan adam yapalım
Eğer düşmekten korkmazsan
Buzun üstünde kayalım ..
Vasfi Mahir KOCATÜRK
—–
AYDEDE-AYANNE
Aydedenin paltosunu
kim giydirir anne ?
Gözlüğünü , bastonunu
Kim bulup verir eline ,
Yıldızlar mı verir ?
Yıldızlar aydedenin
Torunları mı anne ?
Aydedenin yemeğini
Kim pişirir anne ?
Kim yıkar çamaşırını
Aynene mi yıkar anne ?
Güneş ateş mi yakar ,
Bulutlar su mu döker eline ?
Aynenenin evi nerde ,
Gökte mi oturur yerde mi ?
Niye görünmez bize
Aynene öldü mü yoksa ?
Göğe mi gömdüler onu
Yere mi anne ?
Ali YÜCEL
—–
İLKBAHAR
Yağmur geçti kar geçti
Soğuk rüzgarlar geçti
Güneşli bahçelerden
Güzel çocuklar geçti ..
Meliyor kuzucuklar
Seviniyor çocuklar
Ağaçlar dallar taktı
Bin bir renkli boncuklar ..
Taze hayattır bahar
Ne çok ışık renk saçar
Gezdirin eğlendirin
Gürbüz olsun yavrular ..
Rüzgarlar ese ese
Hayat verir herkese
Civciv bile kapanmaz
İlkbaharda kümese …
Aka GÜNDÜZ
—–
EKMEK
Çiftçi sürer tarlayı
Sonra eker buğdayı
Boy verir azar azar
Saplar gittikçe uzar
Başaklar olgunlaşır
İçleri dolgunlaşır
Yazın artınca sıcak
Sararır her bir başak
Biçerler ekinleri
Şenlenir harman yeri
Olup bitince harman
Ayrılır buğday saptan
Güzel kokulu ekmek
Olmaz seni sevmemek
Sensin yemeklere baş
Her yemeğe arkadaş …
Hasan Ali YÜCEL
—–
SERÇE KUŞU
Bu sabah bahçede karşıma
Küçük bir serçe kuşu geldi;
Havuzun taşına kondu,
Bir içti, bir doğruldu,
Nasıl da korkuyordu.
Sen hiç korkma serçe kuşu,
Suyunu rahat rahat iç ,
Sıhhat afiyetle uç ,
İnsanoğlu çeşit çeşit
Beş parmağın beşi bir mi ?
Necati CUMALI
—–
SİNCAP
Kuşlar uçar,
Şu ağacın tepesinde,
Var bir sincap,
Ceviz kırar, yemek arar.
Her gün göremem ki,
Saklar onu
Anne yapraklar…
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
——
DERE
Nerden alır suyunu,
Kardan mı, yağmurdan mı?
Şu nazlı dereciğin
Yatağı çamurdan mı?
Bilmez durup dinlenmek.
Kış, yaz demeyip akar.
Ovanın her yerini
Sular ile o yıkar.
Haz duyar ağaçlardan
Serinlik döküldükçe.
Hayat saçar her yana
Kıvrılıp büküldükçe.
Duyulur türkülerin
En coşkunu sesinden.
Ferah veren bir hava
Yayılır nefesinden.
Durma gez, dolaş yurdu
Ak dere, berrak dere!
Gezdiğin topraklara
Bolluklar bırak dere!
Hasan Ali YÜCEL
—–
KURALLARA UYARIM
Dişlerimi fırçalar
Akşam erken yatarım,
Erken kalkınca sabah
Yorgunluğu atarım.
“Günaydın anne” derim
Açtığımda gözümü
Lavaboya giderek
Yıkıyorum yüzümü.
Yumurta, süt, peynir bal
Kahvaltıda yiyorum,
Giysilerimi giyip
Okula gidiyorum.
Öğretmenimi üzmem
Sözlerini dinlerim,
Dostluk kurar herkesle
Arkadaşlık ederim.
İsmail MALATYA
Evet sıra sizde: Sizde buradakilerden farklı kendi çocuklar ile ilgili şiirinizi yazmak için aşağıdaki yorum bölümünü kullanabilirsiniz. Nazlim.Net

Etiketler: bebek çocuk,çocuk yazıları
srn
11 Mart 2013 - 20:43
kısa şiir anlayışınız bumu destan yazılmış sanki hay Allahım yaa..
buse
01 Mart 2013 - 14:49
daha kısaolsaydı dahagüzelolur
beyzanur
22 Eylül 2012 - 09:52
hepsi çok güzel
BUKETNUR
04 Şubat 2012 - 20:59
GELDİ YİNE İLKBAHAR ETRAF YEMYEŞİL HAVA GÜNEŞLİ DALDAN DALA UÇUŞAN ARILAR KELEBEKLER,SEVİNÇLİ NEŞELİ ORMANDAYIM,AĞAÇLARLA DOLU BURASI ÇAM AĞACI,MEŞE,KAVAK VE DAHASI… BİR İKİ DEĞİL Kİ SAYBVAK BİTMEZ SAYMAKLA.BELKİ BİNBİR ÇEŞİTBELKİ DAHA FAZLA … AZ ÖTEDE İLERLEYEN ÇOCUKLAR ELERİNDE BİRER KESE DOLUSU MANTAR.BİR SES GELDİ KULAĞIMA ANSIZIN… TAK1 TAK1 TAK KOŞTUM DURMAKSIZIN BİRDE NE GÖREYİM ELİNDE BALTASI YONGA SAÇIYOR MEŞEDEN DİZLERİM ÇÖZÜLDÜ DÖNDÜM BEYNİMDEN VURULMUŞA. DURUR MUYUM HİÇ VARDIM YANIN KOŞA KOŞA… – HEY AMCA 1 SAKIN KESME KULAK VER DİNLE BAK YAKIŞIRMI HİÇ YAŞ AĞACA BALTA VURMAK. BOŞ VER DEME *** eğer bunlar olmasa. yazar buketnur karameşe yaş 9 tarih 4.2.2012
beyza
12 Ocak 2012 - 13:13
ayyyy nekadar güzel şeyler varrrr
eylemmelisa
01 Ocak 2012 - 18:10
sitenizçok güzel şiirlere bayıldım ve hepinizin yeni yılını kutlarım
lale
27 Aralık 2011 - 19:11
ıyyyyyyyyyy iğrenç hakikaaten katılıyorum arkadaşlar hiç bişii yok önüne gelen sallamış sallamış yazmış
gecelerin efendisi
19 Aralık 2011 - 17:54
çook beğendim
beyza
05 Aralık 2011 - 11:32
süper bi site
irem
02 Aralık 2011 - 18:12
ödevime çok yararlı oldu teşekkür ederim
EREN
30 Kasım 2011 - 18:58
Bence çiftçi ile şiir olmalı ama yinede güzel
muhammet
11 Ekim 2011 - 19:08
Utanma gardaşım sıkılma öyle ,
Soyunla sopunla iftahar eyle
Gönülden yürekten her zaman söyle
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Her fırsatta söylüyordu Atatürk.
Güven derdi çalış derdi ,öğün Türk.
Son nefesini verinceye değin Türk.
‘NEMUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Öğünmek yaraşır büyük millete,
FATİH ten YAVUZ dan daha da ö…te
Gururla söylerdi ATİLLA METE.
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Gelme oyunlara,düşme ağlara,
Destanlar yazdım de bütün çağlara
Yaz kumsala yüce dağlara,
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Oku tarihini kendini tanı
SALTUK BUĞRA HAN’ı, KÜRŞATatanı
İşte bu ruh kurataracak vatanı
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Değil ayıp,bir kabahat hiç değil,
Kimse engel olamaz bu bir suç değil,
Tam zamanı şimdi söyle geç değil,
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
İSMAİL MALATYA
özgü
24 Mart 2010 – 16:47
bazı şeyler benim kitabımda da var
6938869
12 Mayıs 2011 - 20:30
iğrenç suyla ilgili bir tek şiir bile yok
enes
02 Mayıs 2011 - 23:02
ne ka uzun yeaa
yazmadım hbirini
burçin
28 Nisan 2011 - 10:25
iğrenç bir site hiç begenmedim
kadir
11 Nisan 2011 - 15:59
bana çok yardımcı olsu bu site
sarah
29 Mart 2011 - 18:46
hmmm teşekkür etmek ben bu site işşim sağlamak(ben yabancı olmak)
errere
10 Mart 2011 - 17:50
iğrenç bir sitre dere şiirleri yok bulsaydım superdi ama berbat bir site
nazlı
08 Şubat 2011 - 12:14
süpermiss cok tsk..
ßeTüL
14 Aralık 2010 - 18:54
xD
bengisu
20 Kasım 2010 - 14:34
benim de bir şiirim var ben yazdım
ANNECİM
GÜNEŞ OL ISIT BENİ
YAĞMUR OL ISLAT BENİ
IŞIK SAÇ BİLGİLERLE BENİ
AMA ASLA KÖTÜ EĞİTME ANNECİĞİM
BİLGİ VERİR YANLIŞ YAPMASSIN
KOLLARINA ALIR ACITMASSIN
BENİ HEP ISITIRSIN
ANNECİĞİM;
bengisu
20 Kasım 2010 - 14:29
benim de bir şiirim var kendim yazdım
ANNECİM
GÜNEŞ OL ISIT BENİ
YAĞMUR OL ISLAT BENİ
IŞIK SAÇ BİLGİLERLE BENİ
AMA ASLA KÖTÜ EĞİTME ANNECİĞİM
BİLGİ VERİR YANLIŞ YAPMASSIN
KOLLARINA ALIR ACITMASSIN
BENİ HEP ISITIRSIN
ANNECİĞİM
ebranur
17 Ekim 2010 - 12:16
hatice
10 Mayıs 2010 - 19:36
fazla bilgi alamadın mı kardeşimin ödevini yapamadık
İSMAİL MALATYA
30 Nisan 2010 - 20:47
ŞİİR BAHÇESİ ATATÜRK VE CUMHURİYET KONUK ŞAİRLER BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR SİVAS’I ÖZLEDİM xxx ŞİİRSEL AKIŞ
BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR
TOPRAK KONUŞUYOR
Ne olur kesmeyiniz
Şu yemyeşil ağaçları
Kökleri bizi tutar
Bırakmaz sellere
Serinletir sizleri
Hem de çevreyi süsler
Ferahlatan dalları
Ben varsam ağaç da var
Ağaç varsa ben varım
Toprak konuşmaz aslında
Dile geldi duygularım.
İSMAİL MALATYA
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Utanma gardaşım sıkılma öyle ,
Soyunla sopunla iftahar eyle
Gönülden yürekten her zaman söyle
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Her fırsatta söylüyordu Atatürk.
Güven derdi çalış derdi ,öğün Türk.
Son nefesini verinceye değin Türk.
‘NEMUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Öğünmek yaraşır büyük millete,
FATİH ten YAVUZ dan daha da ö…te
Gururla söylerdi ATİLLA METE.
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Gelme oyunlara,düşme ağlara,
Destanlar yazdım de bütün çağlara
Yaz kumsala yüce dağlara,
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Oku tarihini kendini tanı
SALTUK BUĞRA HAN’ı, KÜRŞATatanı
İşte bu ruh kurataracak vatanı
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Değil ayıp,bir kabahat hiç değil,
Kimse engel olamaz bu bir suç değil,
Tam zamanı şimdi söyle geç değil,
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
İSMAİL MALATYA
GÜLMEYEN ADAM
Otuz altı sene boşa mı geçti,
Enginarı bile bilmeyen adam?
Atını alan Üsküdar’ı geçti,
Ey asık suratlı,gülmeyen adam.
İSMAİL MALATYA
ATATÜRK ÇOCUKLARI SEVERDİ
Atatürk çocukları
Herkesten çok severdi,
Onlara bayramların
En güzelini verdi.
Yalnız çocuklara mı?
Ülkeme neler vermiş,
Yurdun geleceğini
Türk çocuğunda görmüş.
Çocuklar aydınlanır
Onun her bir sözünden,
Borçlarını öderler
Yürüyerek izinden.
İSMAİL MALATYA
ARKADAŞLIK KURALIM
Benim adım Yasemin
Arkadaşlık kuralım,
Kendimizi tanıtıp
Birazcık konuşalım.
Bu yıl bire başladım
Tam yedi oldu yaşım,
Okulluyum artık ben
Tertemiz üstüm başım.
Haydi kalk,gel yanıma
Birlikte oturalım,
İstersen teneffüste
Bir de oyun kuralım.
Tabi neden olmasın
Ben de Ömer Beyaztaş,
Hem aynı sınıftayız
Olalım biz arkadaş.
İSMAİL MALATYA
İSTANBUL
Boğazın iki yanı
Açık hava müzesi,
Sembolün olmuş senin
Güzelim Kız Kulesi.
Camiler,kiliseler
Dizilmişler yan yana,
Hoşgörü örneğini
Sergilersin cihana.
Bizans’ı,Osmanlı’yı
Derin derin solurum,
Topkapı Sarayı’nda
Ben kendimi bulurum.
Güzelliğin daima
Herkesçe görmüş kabul,
Ömrüme kattın ömür
Benim canım İstanbul.
İSMAİL MALATYA
AĞRI DAĞI
Tektaş yüzük gibi göz kamaştırır
Başında bulunan kar Ağrı Dağı,
Sanki gelinlerin duvağı olmuş
Köpük köpük bulutlar Ağrı Dağı.
Bütün dağlara tepeden bakarsın
Türüm türüm reyhan,kekik kokarsın,
Ayrılanı hasretinle yakarsın
Kim demiş,benzerin var Ağrı Dağı.
İSMAİL MALATYA
ÇALIŞINCA OLUYOR
Tüm güçler bir noktada
Buluşunca oluyor,
Yapamam deme sakın
Çalışınca oluyor.
Çalışmak zor gelmesin
Alışınca oluyor,
Planlı,prgramlı
Çalışınca oluyor.
İSMAİL MALATYA
ANADOLU ÇOCUĞU
Alimleri,mürşitleri,
Evliyaları,yiğitleri,
Mevlanaları,Yunusları,
Kültürü ile zengin Anadolu’nun
Mütevazi bir kasabasında
Törelerine bağlı bir ailenin
Tekne kazıntısı evladı olarak
Hıçkıra hıçkıra geldim dünyaya,
Her Anadolu çocuğu gibi.
Her Anadolu çocuğu gibi,
Ben de höllüklere belendim
Toprağın sıcaklığını,
Damarlarımdaki kanda,
İliklerimin her zerresinde
Titreyerek hissettim.
Benim de pantolonum yamalı,
Ayakkabılarım lastikti.
Şekillendirilmiş petrol ürünü
Oyuncakları bilmezdim ben;
Ağlayan bebekleri,
Ateş alan silahları.
Şeker pancarının kökündendi,
Benim arabam,trenim.
Katar katar dizerdim onları
Dünyalar olurdu benim.
Çamurdandı bütün oyuncaklarım,
Kendim şekillendirirdim onları,
Bütün hünerlerimi sergilerdim,
Oyun arkadaşlarıma.
Yumurta satıp aldım kalemimi,
Her Anadolu çocuğu gibi;
Bir bakraç yoğurt sattım
Kitap için,defter için.
Yattığımda şükrederdim Allah’a;
Anadolu’nun elektriksiz,okulsuz,
Hatta susuz,yolsuz…
Kırsalında doğanlardan daha şanslı olduğum için
Okuluma gidip geliyordum;aslanlar gibi.
Yavan yemek de yesem,
Yamalı da gezsem
Aç değildim,çıplak değildim.
İlim deryasından içiyordum yudum yudum.
Geceleri huzurlu uyuyordum
Aferin aldığım zaman,
Pekiyi aldığım zaman,
Öğretmen başımı okşadığı zaman.
Yaz tatillerinde yardım ederdim babama;
Tarlada,
Harmanda.
Akşama kadar çeker dururdum
Gavur ölüsü gibi tırmığı
On dönümlük yamaç tarlada.
Her yanım tutmaz olurdu,
Akşam eve geldiğimde
Kıvrılırdım hemen bir köşeye.
Sabah kalkardım;
Yine dinç,
Yine çakı gibi,
Yine arslan gibi,
Her Anadolu çocuğu gibi.
Hayvanat bahçem,evimizin bahçesi,
Oyun alanım,harman,
Lunaparkım orman,
Yüzme havuzum ırmaktı.
Her şeyim doğaldı benim;
Her şeyim,
Beşiğim doğaldı,
Kaşığım doğaldı,
Karekterim doğaldı,
Aşığım doğaldı,
Her Anadolu çocuğu gibi.
İSMAİL MALATYA
ÇİÇEKLER DALINDA GÜZEL
Elbet yar elinde güzel
Dökünce yolunda güzel,
Yalvarırım koparmayın
Çiçekler dalında güzel.
Dert ortağın sazın gibi
Oğlun gibi,kızın gibi,
Onlara bak gözün gibi
Çiçekler dalında güzel.
Bakmakla hiç doyulur mu?
Yazık günah kıyılır mı?
Vazolara koyulur mu?
Çiçekler dalında güzel.
Bakın nasıl gülüyorlar,
Sanki dile geliyorlar,
Koparınca ölüyorlar
Çiçekler dalında güzel.
İSMAİL MALATYA
ZEYNEP’İN HAYALİ
Zeynep büyüdüğünde
Yazar olmak isterdi,
Birazcık büyüyünce
İyice karar verdi.
Lunaparkta,kırlarda
Çocukları düşledi,
Güzel güzel şiirler
Öykülerle başladı.
Zeynep çocuklar için
Masal ve roman yazar,
Hayaline kavuştu
Oldu artık bir yazar.
İyi ki bizim Zeynep
Güzel hayaller kurdu,
Hayalleri olmayan
Yükseltemez bu yurdu.
İSMAİL MALATYA
CİMCİME LEYLEK
Sonbahar geldiğinde
Göklere kanat açtım
Hem gece hem de gündüz
Haftalar boyu uçtum
Ne dağlar,ne ovalar
Ne denizleri aştım
Beni dünyalar kadar
Seversiniz bilirim
Üzülmeyin çocuklar
İlkbaharda gelirim
Güzel mutlu günlerin
Müjdesini veririm
Ben de sizsiz yapamam
Duramam sonsuza dek
Bilmez misiniz benim
Adım Cimcime Leylek.
İSMAİL MALATYA
SARIŞIN AYŞE
Yeşil yeşil gözlerim
Sarı sarı saçları,
“Sarışın Ayşe”diyor
Bana arkadaşlarım.
Ayakkabılarım da
Gözlerim gibi yeşil,
Yanaklarım kırmızı
Açmış sanki birer gül.
Yakası mavi olan
Kırmızı elbisem var,
Bileğimde boncuklar
Ne güzel duruyorlar.
İSMAİL MALATYA
GÜNEŞ’E BAK
Başını kaldır Neşe
Güneş’e bak Güneş’e,
Ne güzel gülümsüyor
Saçıyor bize neşe.
Altından taç takıyor
Kral gibi bakıyor,
Sanki dört bir yanından
Işık seli akıyor.
İSMAİL MALATYA
MESLEKLER
Benim adım Cimcime Sena;
Ben sekreter olacağım
Genel müdürün yanında,
Aksatmadan yapacağım
Bütün işleri anında.
Yaptırırım her gün bakım,
Hem güzelim hem de şıkım.
Ben ise Afacan Mehmet;
Bir futbolcu olacağım
Süper goller atacağım,
Sezon sona erdiğinde
Gol kralı olacağım.
İdmana çıkarım her gün,
Cimbom’da oynarım bir gün.
İSMAİL MALATYA
SAAT
Uzun olan yelkovan
Kısası ise akrep,
Yorulmaz onlar asla
Kadranda dönerler hep.
Ona bakar gideriz
Eve,okula,işe,
Herkes alışmış artık
Bu düzenli gidişe.
Saatleri bellidir
Yenir üç öğün yemek,
Günü iyi kullanmak
Bilgi,başarı demek.
İsmail MALATYA
ÇOCUKLUK OYUNLARI
Hendekten Karagöl’e
Balıklama atlardık,
Çal’ın eteklerinden
Sarı çiğdem toplardık.
Oklarla nişan alıp
Ağaçlara saplardık,
Alınan puanları
Sonunda hesaplardık.
Yorulmayı bilmezdik
Olsa da karnımız aç,
Dört Dombalak oynardık
Çevirirdik hep topaç.
Uzun Eşek oynarken
Ağrırdı hep belimiz,
Kim Vurdu? nun sonunda
Kızarırdı elimiz.
İsmail MALATYA
MARTILARLA DANS
Ortaköy’de gezerken
Huzurla dolar içim,
Büyüsü sarar beni
Bilseniz hem ne biçim.
Adalar,Boğaz,Haliç
Küçükçekmece Gölü,
İstanbul baştan başa
Olmuş sevgi sembolü.
Güverteye konarlar
Uçarlar,kur yaparlar,
Ekmeğin parçasını
Ta havada kaparlar.
Harem’den Sirkeci’ye
Her gün martılarla dans,
Ömür katar insana
Her saniyesi avans.
İsmail MALATYA
ŞEMSİYEM
Açtığımda üstümde
Bir mantar gibi durur,
Yağmurlardan,doludan
Beni karlardan korur.
Şemsiyem kış boyunca
Olur bana arkadaş,
Yürürüm ıslanmadan
Olmaz üstüm başım yaş.
İsmailMALATYA
ALİCAN
Alican sağlığının
Kıymetini biliyor,
Ne kadar besin varsa
Ayrım yapmadan yiyor.
“Düzenli beslenelim
Can boğazdan geliyor,
Unutmayın sporu
Sürekli yapın”diyor.
Alican çok sağlıklı
Çok güçlü,hastalanmaz,
Yüzü sürekli güler
Okuldan geri kalmaz.
İsmailMALATYA
CANIM ÖĞRETMENİM
Annem,babam ve sensin
Beni şekillendiren,
Beni sevgiyle saran
Bana kol kanat geren.
Beni aydınlatırsın
Bilgi,sevgi verirsin,
Gelecek ellerinde
İleriyi görürsün.
Seni çok seviyorum
Her şeyimsin canımsın,
Yüreğimin içinde
Canımdan da yakınsın.
İsmail MALATYA
ÖZGÜRÜM BEN ÖZGÜRÜM
İnsanlar yüzyıllarca
Durmaksızın çalıştı,
Sonunda özgürlüğe
Haklarına kavuştu.
Atatürk ulusunun
Ezildiğini gördü,
Cumhuriyetle bize
Sayısız haklar verdi.
En birinci sırada
Yaşama hakkı gelir,
Çağdaş insan hakkını
Özgürlüğünü bilir.
İnancımda,vicdanda
Ve düşüncemde hürüm,
Haykırırım durmadan
“Özgürüm ben,özgürüm.”
İSMAİL MALATYA
KORKUSUZ KANGAL
Köpeklerin hepsinden
İri Korkusuz Kangal,
Sanki ailemizden
Biri Korkusuz Kangal.
En küçük tehlikeyi
Sezer Korkusuz Kangal,
Sabaha dek bahçede
Gezer Korkusuz Kangal.
Uçan,kaçan ne varsa
Görür Korkusuz Kangal,
Her tavrı ile güven
Verir Korkusuz Kangal.
Bakışımızdan bizi
Anlar Korkusuz Kangal,
Bize yaşatır güzel
Anlar Korkusuz Kangal.
İSMAİL MALATYA
SEVİYORUZ ATATÜRK’Ü
“Anneni mi,babanı mı
Hangisini seviyorsun?
Abini mi,ablanı mı?”
Diyerek hep soruyorsun.
Bir an tereddüt etmeden
Hemencecik söylüyorum:
“Her sevginin yeri ayrı
Hepsini de seviyorum.”
Hepimizin yüreğinde
Dillerimizde türkü,
Sevgilerin en üstünü
Çok sevmektir Atatürk’ü.
İSMAİL MALATYA
CENNET SİVAS’IM
Sivas’;tan çıktım,şehir şehir dolaştım
Gönlümü hiçbirine veremedim ben,
Ha babam,derken son şehre ulaştım
Sivas’tan güzelini göremedim ben.
Zemherisi,ayazı,buzu çağırır
Çamuru,toprağı,tozu çağırır,
Kalemliği,kilimi,sazı çağırır
Kalbimden sevdasını silemedim ben.
“Olmaz”dedim;Marmaris’e,Efes’e
Bülbül lanet etmiş,altın kafese,
Cennet gelir,memleketi herkese
Postumu yad ellere seremedim ben.
Dört mevsim kar vardır dağlarında,taşında
Soğuklar bastırıyor,ta eylülün başında,
Donulur,dışarı çıkılmaz kara kışında
Bu aşka bir anlam veremedim ben.
İSMAİL MALATYA
DİŞLEK TAVŞAN
Önde var iki dişi
Paytak paytak gelişi,
Maskaralıktır işi
Benim dişlek tavşanım.
Herşeyden çok seviyor
Durmadan havuç yiyor,
Dişlek dişlek gülüyor
Benim dişlek tavşanım.
Kavga nedir bilmez pek
Kaçar görünce köpek,
Tüyleri sanki ipek
Benim dişlek tavşanım.
İsmail MALATYA
DOSTLUK APARTMANI
Oturanlar özeldi
Dostluk Apartmanı’nda,
Her gün ayrı güzeldi
Dostluk Apartmanı’nda.
İki nesil yaşlandı
Neler neler yaşandı,
Bize dostluk aşlandı
Dostluk Apartmanı’nda.
Balkona dolaşıklar
Ne hoştu sarmaşıklar,
Kamelyada ışıklar
Dostluk Apartmanı’nda.
Komşuluklar olurdu
Ne dostluklar kuruldu,
Gönlüm huzur bulurdu
Dostluk Apartmanı’nda.
İSMAİL MALATYA
melek
07 Nisan 2010 - 18:01
öle deme öykü kötü ama o kadar da değilll çok abartınn
cadı
07 Nisan 2010 - 17:55
çok kötü bi site hiç gzl bişi yokkkkk sevgi ile ilgili şiir arıom yok barışla arıom yok çocukla arıom yokk yokk
İSMAİL MALATYA
26 Mart 2010 - 21:31
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Utanma gardaşım sıkılma öyle ,
Soyunla sopunla iftahar eyle
Gönülden yürekten her zaman söyle
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Her fırsatta söylüyordu Atatürk.
Güven derdi çalış derdi ,öğün Türk.
Son nefesini verinceye değin Türk.
‘NEMUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Öğünmek yaraşır büyük millete,
FATİH ten YAVUZ dan daha da ö…te
Gururla söylerdi ATİLLA METE.
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Gelme oyunlara,düşme ağlara,
Destanlar yazdım de bütün çağlara
Yaz kumsala yüce dağlara,
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Oku tarihini kendini tanı
SALTUK BUĞRA HAN’ı, KÜRŞATatanı
İşte bu ruh kurataracak vatanı
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
Değil ayıp,bir kabahat hiç değil,
Kimse engel olamaz bu bir suç değil,
Tam zamanı şimdi söyle geç değil,
‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’
İSMAİL MALATYA
özgü
24 Mart 2010 - 16:47
bazı şeyler benim kitabımda da var
tuğçe
10 Mart 2010 - 22:01
gelçekten çok güzel bir şşey.
ahsen
05 Mart 2010 - 16:49
vey vey iğerenç nooooooooooooooooo:(
meryem görmüş
14 Şubat 2010 - 14:41
iğrenç site
Çağdaş Yıldırım
06 Şubat 2010 - 19:46
Bir Yer Düşünüyorum
Bir yer düşünüyorum, yemyeşil,
Bilmem, neresinde yurdun.
Bir ev günlük güneşlik
Çiçekler içinde memnun
Bahçe kapısına varmadan daha,
Baygın kokusu ıhlamurun
Gölgesinde bir sıra, der gibi:
-Oturun!
Haydi çocuklar, haydi,
Salıncakları kurun!
Başka dallarsa, eğilmiş:
-Yemişlerimizden buyurun!
Rüzgâr esmez, konuşur:
Uçurtmalar uçun, çamaşırlar kuruyun.
Mesut olun, yaşayan,
Ana baba evlat torun
Ziya Osman SABA
Çok Güzel Bir Şiir
Çağdaş Yıldırım
06 Şubat 2010 - 19:44
Gökyüzü Haritası
Bana bak ölümsüz ruhum
Ben ölürsem, kulağında olsun,
Sakın sen gökyüzüne çıkma
Büyükayı, Küçükayı,
Akrep, yılan, çıyan,
Öküz, boğa…
Hepsi yukarda.
Hiç sırası değil, sakın ha!
Melih Cevdet ANDAY
bayrak
02 Şubat 2010 - 14:58
çok güzel
alper
24 Aralık 2009 - 19:43
süper bi site (HEHE)
saolun arkiler:)
alper
24 Aralık 2009 - 19:09
süper site saolun
süper
Algın GÜVENİR
20 Aralık 2009 - 20:03
YÜCE ATATÜRK
Atam , yüce atam,
Gözlerdesin,kalplerdesin
Yüce Atam dağ gibi sağlamsın.
Dillerde destansın.
Minicik çocukları yüreğinde taşırsın,
Minicik çocuklarda seni yüreğinde taşır.
Yüceydin dahada yüceldin o zaman.
Teşekkürler atam bu yurt için