Widgetized Section

Go to Admin » Appearance » Widgets » and move Gabfire Widget: Social into that MastheadOverlay zone

Reklamlar

Banu Güven Çok ilkeli Yayın Yaptın Bravo Sana

Reklamlar

Banu Güven Çok ilkeli Yayın Yaptın Bravo Sana – NTV spikeri Banu güven sana diyorum çok ilkeli yayın yapıyorsunuz dimi. Asla sonuna kadar asla ilkeli yayının İ harfini bile yapmıyorsun. Siz tv izleyenleri sanırım iq seviyesi çok düşük kişilerden oluşan grup olarak görüyorsunuz.. Kimse anlamaz etmez sanıyorsunuz galiba..

Muhteşem Yüzyıl dizisine yönelik tartışma, NTV’nin oldukça ilgisini çekmiş durumda. NTV bültenlerini izleyenler diziden, bülten içi reklam alınmış olduğunu düşünebilirler. Dizinin fanlarından biri de Banu Güven.

NTV’deki ARTI programında geçen hafta (6 Ocak) dizinin senaristi Meral Okay’ı konuk etti. Dün akşam ise programın konuğu Sultan 2. Abdülhamid’in torunu Adile Nabi Osmanoğlu Tars’tı.

NTV YAYIN İLKELERİNE NE OLDU?

Banu Güven’in Meral Okay’la sunduğu programı izleyenler NTV’nin ekranlarda sürekli döndürdüğü NTV Yayın İlkelerindeki “bütün konuklara eşit mesafede davranılacağı” vurgusu gereği, Hanedan’ın temsilcisine de aynı şekilde davranılacağını bekliyorlardı.

Ancak öyle olmadı. Meral Okay’la çok ama çok neşeli, anlayışlı, esprili bir program yapan; Meral Okay’a övgüler dizen, konuğuna kendini rahat rahat anlatma fırsatı veren Banu Güven, Hanedan’ın temsilcisine karşı adeta dişi bir ejderhaya dönüşmüştü.

Sürgün yılları nedeniyle yurt dışında doğup büyüdüğü için Türkçesi haliyle zayıf olan Adile Hanım, programın başından sonuna kadar saygılı üslubunu korurken Banu Güven’in terbiyesizlik sınırlarında dolaştığı görüldü.

ABDÜLHAMİT’iN TORUNUNA NEZAKETSİZ VE TAHRİK EDİCİ SORULAR

Türkçeyi yavaş bir tempoda konuşabilen Adile Hanım’ın sürekli sözünü kesen, zaman zaman kendisine alaycı şekilde gülen, sorduğu nezaketsiz ve tahrik edici sorularla konuğunun dengesini bozmaya çalışan Banu Güven, hınçla hareket ediyor gibiydi.

Oysa Banu Güven’in kendisi de paşa torunuydu. Köprülü Ailesi’nin Amcazade Hüseyin Paşa kolundan geliyordu. Sarıyer’de bir yalıda bütün çocukluğunu geçirmiş hala o yalının müştemilat arazisi üzerinde kurulu 8 -10 evlik geniş alanda yaşıyor. Yani Osmanlı’dan hayli nasiplenmiş biri ve boğazın iki yakasının en yakın noktasında her sabah kahvaltısını yapabilecek kadar şanslı.

MERAL OKAY’A ÇANAK SORULAR

Osmanlı adabına sahip olması beklenen Banu Güven, Meral Okay’la yaptığı programda belli ettiği üzre, Sultan Süleyman’ın yatağına kamera sokulmasından hayli haz almış görünüyor. Bütün program boyunca Meral Okay’a sorulabilecek her türlü çanak soruyu sordu. Programa “Bu bir belgesel değil bir dizi” diyerek başladı ve Meral Okay’dan bile daha çok bunu tekrarladı. Okay’ı “Siz Erol Taş’ın bile taşlandığı bir ülkede yapıyorsunuz bunu” gibi cümlelerle tabu yıkan kadın olarak açık açık pompalayan Banu Güven, belki de hiçbir programında konuğunu dinlerken bu kadar çok “hı hı” demedi, onaylama replikleri yapmadı.

Banu Güven’in Meral Okay’a sorduğu soruların tam listesini yazımızın altında vereceğiz, böylece “çanak” nedir göreceksiniz ama biz şimdi Adile Hanım’la yaptığı programa dönelim.

Programa kavga etmek için çıktığı daha sunuştan belli olan Banu Güven, ilk tartışmayı aile konusunda getirdi ve üslubu oldukça kırıcıydı. Hanedanın son temsilcileri olmalarına rağmen aldıkları aile terbiyesini anlatan Adile Hanım’a Banu Güven’in söylediği laf; “Ata erkil patriyertal yapıyı benimsemiş vaziyettesiniz siz?” oldu.

Konuğunun aile terbiyesi, saygı ve mahremiyetle ilgili anlattığı her şeyi eleştiren, dalga geçen Banu Güven, adeta soru sormuyor konuğuyla kavga ediyordu.

Adile Hanım’ın, dizinin Meral Okay’ın fantezilerinden ibaret olduğunu, Padişah’ların özel hayatında asla böylesine laubali olmadıklarını, böylesine abes davranmadıklarını, kendi ailelerinde bile eşlerine saygı konusunda katı eğitimler aldıklarını anlatması Banu Güven’i iyice sinirlendirdi.

Defalarca araya girip Meral Okay’ı savunan Banu Güven’e Adile Hanım’ın yanıtı kararlı oldu:

OSMANLI’DA GERÇEK HAREM NASILDI?

“Böyle değildi Harem. Harem bir ekoldü.. Size hiyerarşi saygı öğretiyordu. Böyle garip laubali hareketler değil. Sultan Süleyman’la Hürrem arasındaki ilişki bir aşk ilişkisi. Ama öyle anlatılıyor ki Aman Allahım. Şu anki çok abes çok basit. Bakın bu dizinin ismi Muhteşem Yüzyıl. Bir aşk hikayesinin ötesinde bazı şeyler de önemli olmalıydı. Devlet işleri gibi şeyler bir saniye gösteriliyor. 15-20 dakika afedersiniz yatak odası seyrediliyor. Afedersiniz bir padişah 46 sene tahtta kalıyor ve filmin geneli şehvetlik ve kadınların entrikaları. Gerçekten öyle olsaydı o zaman muhteşem yüzyıl denmezdi. Başka bir şey denecekti belki de. Burada benim büyük büyük dedelerimden biri saygın bir imajın yıkılması için alet ediliyor”

Banu Güven, dizi hakkında bir türlü istediği şeyleri alamayınca, bu kez diziyi eleştiren vatandaşlara yüklenmeye başladı ve “Bu diziyi eleştirenler acaba Osmanlı’yla ne kadar ilgili” dedi.

Adile Hanım’ın yanıtı ise “Belki de sizden daha fazla” oldu.

Adile Hanım’ın Türk halkının özellikle de taşradaki insanların hala aile değerlerine saygılı olduklarını anlatması ve tuzağa düşmemesi üzerine Banu Güven yine taktik değiştirdi. Bu kez Hanedan ailesini birbirine düşürürcesine, “Bütün Aile sizin gibi mi düşünüyor, Can Dündar’ın programında ailenin genç ferdi Roxan diziden memnun olduğunu söyledi” dedi.

Adile Hanım yine kararlı ve açık konuştu. “Ailemizin aklı başında her ferdi benim gibi düşünüyor.” Dedikten sonra Roxan’ın da kendisi gibi düşündüğünü Can Dündar’ın programına ricalar üzerine katıldığını, bu konunun konuşulacağını bilmediğini söyledi ve “Roxan’a emrivaki yaparak bu konuya girildi” dedi. Bir anda şok olan Banu Güven, “Hayır emrivaki yapılmadı” dedi. Bunun üzerine Adile Hanım, Roxan’la konuştuğunu Roxan’ın katıdığı program sırasında dizinin ilk bölümünün henüz yayınlandığını, Roxan’ın da diziyi detaylı izledikten sonra konuşabileceğini söylediğini belirtti.

BANU GÜVEN’DEN YENİ SALVO

Banu Güven bu kez Osmanlı hanedanının aile içi hayatına girdi ve Adile Hanım’a “Ailenizde yaşanan her şey açık konuşulur mu” gibi bir soru sordu. Adile Hanım da “Belki de sizin ailenizden daha açık” cevabını verdi. Bu cevap üzerine tahrikkar bir üslupla aniden “Şehzade katliamları açık konuşulur muydu” dedi.

O ana kadar sabrını koruyan Adile Hanım, bir an için durdu. Banu Güven, “Sizi üzecek bir konuya girdiysem çok özür dilerim” şeklinde sırıtan bir cümle kursa da Adile Hanım kendini toparladı ve “BakınTürkiyeniye hiç konuşamıyor biliyor musunuz? Birisi bir şey söylerken obürü öyle bir soru soruyor ki. Şimdi sizin sorduğunuz soru beni o kadar şaşırtı ki… Şuan bizim ailemizde katliamlar oluyor mu? O zamanın farklı yapısı var. Bir sultan sadece bir baba, sadece bir aşık değil. Bir devlet adamı, bir savaşçı aynı anda. 7 kişilikli bir şahıstan bahsediyorsunuz. Benim onu yorumlamam ve tartışmamdan daha normal bir şey olabilir mi? Geçmişime baktığım zaman ‘belki ben olsam böyle yapmazdım daha değişik yapardım’ diyorum. Ama şartlar buydu. Sizin bir sultanınız varsa onu korumak sizin birinci görevinizdir. Şimdi devlet başkanları var. Aynı şey aslında. Mesela Ahmet Necdet Sezer’i ya da başka büyük bir cumhurbaşkanını ya da başbakanı alalım. Kendileri bazı devlet görevleri yüzünden gaddar, sert, kararlı olmaları gerekmiyor mu? Bazı şeyler söylenir, bazı şeyler yapılır. Bazı şeyler söylenmez, bazı şeyler yapılmaz. Bu terbiyedir. Saygı en önemli şey. O dönemi araştırmalı ama deforme edilmemeli. Bazı şeyler bu şekilde anlatılmaz.”

MERKEZ MEDYADA OSMANLI CANLI YAYINDA AŞAĞILANDI

Banu Güven bu sözler üzerine ukala bir üslupla kısa bir şeffaflık ve demokrasi verdi. Yani batı cephesinde değişen bir şey yoktu. Merkez Medyada yine Osmanlı aşağılandı. Tek değişiklik bu kez canlı yayında ve Hanedanın bir üyesinin suratına karşı yapılmasıydı.

Belki de Banu Güven’i çıldırtan şey, karşısındaki Adile Hanım’a söyletemedikleriydi. Çünkü Adile Hanım bir ara 1974′te aftan sonra Türkiye’ye dönünce çok şeyler yaşadığını söyledi. Banu Güven hemen üstüne atlayıp bunları anlatmasını istedi. Adile Hanım, Türkiye aleyhine birkaç kelime söyleseydi Banu Güven istediğini elde etmiş olacaktı.

Ama Adile Hanım, “Hayır anlatmam Hayır gerek yok. Bizim terbiyemiz var.” demekle yetindi.

İŞTE OSMANLI TERBİSYESİ BUDUR

İlber Ortaylı’nın dediği gibi, Osmanlı Hanedanı sürgünler de yedi, açlık da çekti, parasızlıktan hastalıktan ölenler oldu, gündelikçi gibi çalışmak durumunda kalanlar da. Ama kuşaklar boyu öyle terbiye aldılar ki, her şeye rağmen tarih hiçbirinin Türkiye aleyhine tek kelime ettiğine şahit olmadı.

Banu Güven, bir Hanedan üyesini aşağıladıktan sonra Osmanlı Paşası dedesinden kalma Sarıyer’deki yalıda başını yastığa rahat koymuş mudur bilinmez ama programı izleyenlerin aklında, Adile Hanım’ın dik duruşu ve “Tarihi bilen insan, kökünü bilen insan, her zaman ayakta durur. Yanlış da doğru da öğretilir. Ama fantezi tarih üzerine kurulmaz.” sözleri kaldı.

İŞTE ADİLE HANIM’A KARŞI CANAVAR KESİLEN BANU GÜVEN’İN MERAL OKAY’A SORDUĞU ÇANAK SORULARIN TAM LİSTESİ

- Öncelikle bu bir belgesel değil değil mi?

- Burda tarihi gerçekliği birebir kurgulamak gibi bir şey mümkün müdür? Siz senarist olarak neye dikkat edersiniz?

- Siz Erol Taş’ın taşlanmış olduğu bir ülkede bunu yapıyosunuz?

- Diziye bir eleştiri de Kadın ve Aileden sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’tan geldi. “600 yıl boyunca üç kıtaya hükmetmiş bir imparatorluktan bahsediyoruz. Osmanlıyı o şekilde anlatmak doğru değil” demiş. Yani fragman sorulmuş heralde.

- Belli kesimler harem üzerine bir kurgu yapılacağı izlenimine fragmandan dolayı önden kapılarak, bilmiyorum ilk bölümü izleyince ne düşündüler ne derler bilmiyorum…

- Siz heralde olacakları tahmin etmişsinizdir. Topkapı ziyaret edildiğinde harem ziyaret edilir ama yürek burkan hikayeler vardır.

- Haremde çok acımasız rekabet var. Hürrem sıyrılıyor tabi aşk da var.

- Siz buna nasıl hazırlandınız, çok zor iş. Bir tarafı nasıl olur da bir sultanın hayatının bu kadar detayını görebiliriz diye tepki duyanlar var ama bunları konuştuk. Aynı zamanda bir belgesel olmadığını konuştuk. Nasıl hazırlandınız nasıl bir hazırlık süreci, neleri okudunuz.

- Bişey dikkatimi çekti bu diziyi çekerken bugünkü dilde olduğunu gördük. Boğaz havasını içine çekmesi vesaire. Bunları bugünle biraz bağ kurulsun diye mi senaryoya yerleştirdiniz.

- Siz mesela şeyi de biliyorsunuz muhakkak. Topkapı sarayına o dönemde Saray Cedid-i … (telaffuz edemiyor) denildiğini ama

- Bu da tarihçilerin üzerinde durduğu bir noktaydı ben sizin burada nasıl bir yol izlediğinizi merak ettim.

- Biz acaba bu dizinin çekildiği alanları sizin orda nasıl çalıştığınızı gördük. Ona dair bir görüntü var elimizde nereleri görüyoruz biz.

- Senaryo nasıl ilerliyor acaba

- Biraz önden ne olacağını izleyicilerimizle paylaşmış olduk.

- Zaman doldu şunu da sormadan edemeyeceğim. Bugün konuşuluyordu kostümler konuşuldu. Elimizde Hürrem Sultan’ın eski resmedilmiş bir görüntüsü var onu da verebiliriz belki. Kostümler konusunda siz ne kadar dahil oldunuz, dekor konusunda ne kadar dahil oldunuz.

- Bu arada oyuncularınızın da Halit Ergencin de ben iyi bir şekilde dersini çalıştığını duydum.

- Herkesin o döneme ilgisini artıracak bir…

- Peki oldu süremizi çok aştığımız notunu aldım. Çok teşekkür ederim geldiğiniz için. İşte merak edilen diziyi dün merak edenler görmüştür. Merak edilen soruların cevaplarını da bizzat Meral Okay’la konuştuk. Sağolun geldiğiniz için hoşçakalın.

AKTİFHABER

Etiketler:

facebook paylaş twitter paylaş google paylaş

Arkadaşlarınla Paylaş

Yazar:
Ekleyen: - 17 Ocak 2011. Kategori: KARACABEY ile Chat. Bu yazıya yapılan yorumları RSS üzerinden takip edebilirsiniz RSS 2.0. Yorum yapabilirsiniz, fakat yazı geri izlemeye kapalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>