Widgetized Section

Go to Admin » Appearance » Widgets » and move Gabfire Widget: Social into that MastheadOverlay zone

Reklamlar

Dostluk hikayeleri

Reklamlar

Dostluk hikayeleri sayfamızda çok güzel kısa arkadaşlık dostluk hikayelerini bulabilir ayrıca kendinizde dostluk hikayesi yazarak katkıda bulunabilirsiniz. Buyrun dostluk hikayeleri;

Gerçek Dostluk Bu
Günün birinde iki dost varmış her ikiside çok iyimiş ama biri saf diğeri ise kurnaz ve açık gözlüymüş.Açık gözlü olan dostun şirketi batmış ve dostundan para istemiş bana borç para verir misin dostu nedemek sen benim en iyi dostumsun demiş ve bütün servetini vermiş.Aradan günler geçmiş açık göz olan işelrini büyütmüş işlerinde ilerlemiş ve dostunun yanına gitmiş senden birşey isticeğim senin nişanlının çok beğeniyorum bana onu verir misin demiş saf olan o benim nişanlım ama sen benim en iyi dostumsun demiş ve veririm demiş ve vermiş.aradan aylar geçmiş bu saf olan sostun bir gün işleri bozmuş ve dostunun yanına gitmiş ve ondan iş istemiş en iyi dostu ona iş vermemiş tabi bizim saf olan dostumuz biraz ezilip büzülmüş ve dışarı çıkmış yolda yaşlı bir adam oğlum çok hastayım bana şu reçetedeki ilaçları alır mısın demiş ve cebindeki son para ile adamın ilaçları almış ertesi günü bir avukat dün ilaçlarını aldınız yaşlı adam öldü ve tüm mal varlığını size buraktı demiş çocuk yaşırmış ama bu serveti kabul etmiş çünküihtiyacı vardı buna.
işlerini yoluna koydu ve tam arkadaşının şirketinin karşısına bir ev aldı niyeti sadece en iyi dostunu görebilmekti.birgün kapısına yaşlı bir teyze geldi oğlum çok acıktım bana yemek verir misin dedi adamda teyze veririm ama bir şartla benim yanımda çalışır mısın hem bana yardım edersin hemde karnın doyar teyze kabul eder aradan 3 sene geçer kadın ona oğlum artık senin evlenme çağın geldi artık sana bir eş lazım demiş çocuk bu duruma kabul etmiş tamam teyze tanıdığın biri varsa evleneyim demiş kadın bizim orda çok iyi bir aile kızı var seni onunla başgöz edelim demiş ve en iyi arkadaşına nikah davetisesinden bir tanede ona yollar.ve düğün günü gelip çattığında çocuk mikrofonu eline alıp dostlar size bir diyeceğim var günün birinde benm en iyi dostum varda bir gün işleri battı benden para . istedi bütün mal varlığımı ona verdim benden nişanlımı istedi gözümü kırpmadan ona verdim işlerim bozuldu yanına gittim iş istedim bana sana burda iş yok dedi ve diğer dost kapıdan içeri girdi misafirler size bir diyeceğim var dedi işleim battı ondan borç para istedim verdei bende ona sonra parasını geri verdim nişanlısını istedin çünkü nişanlısı ona göre bir kız değildi yolda karşına bir adam çıktı ona parasını verdi o beim babamdı kapısa bi teyze gitti ondan yemek istedi o benim annemdi evlenmek istedi evlenceği kızda benim kız kardeşimdir şimdi siz söyleyin GERÇEK DOST KİMDİR..!

—–

Bir Arkadaşlık Hikayesi
Bir hastane odası iki yatak ve hayatla ölüm arasındaki çizgide yaşamdan yana kalmaya çalışan iki kalp hastası.Yataklardan biri pencere önünde diğeri duvar dibinde.Pencere önündeki Sabahtan akşama kadar pencereden dışarı bakıp seyrettiklerini duvar dibinde birşey görmeden, aynı kaderi paylaşan birşey görmeyen hasta arkadaşına anlatıyor!
-Bugün deniz dünden daha durgun.Rüzgar hafif esiyor olmalı.Beyaz yelkenliler denizde belli belirsiz ilerliyorlar Kuğu gibi süzülüyorlar.
-Park mı? Ha, park henüz tenha.Salıncakların ikisi dolu ikisi boş.Geçen haftaki sevgililer yine geldiler.Elleri birlerinden hiç ayrılmıyor.Şimdi erkek kızın saçlarını okşuyor, ne kadar birbirlerine yakışıyorlar.
-Erguvanlar bugün çıldırmış öyle bir çiçek açmışlar ki etraf mora boyanmış.Erikler desen keza, tepeden tırnağa beyazlar giyinmiş.İşte Parkin neşesi çocuklar geldi.Ellerinde rengarenk Balonlar var ah kardeşim görmelisin.
Bu böyle sürüp giderken her gördüğünü anlatıp dururken ansızın bir kalp krizi geçirir pencere kenarındaki.Duvar dibinde düğmeya bassa doktoru çağırabilir ve belkide arkadaşı kurtulabilir.Ama ama yapıyor işte şeytan karışıyor işine.Arkadaşı ölürse pencere kenarı boşalacak ve kendisi oraya geçecek.Bugüne dek kulaklarıyla duyduğunu gözleriyle görecek ve duvar dibindeki düğmeye basmaz ve arkadaşı ölür.Ertesi gün duvar dibinde olan yatağını pencere kenarına taşırlar.Bekledği an gelmiştir artık yattığı yerden pencereden dışarı bakar.
Dışarıda Kapkara bir duvar işte hepsi bu kadar.

—–

KIRLANGIÇ VE ADAM
Kırlangıçın biri, bir adama aşık olmuş.Pencerenin önüne konmuş,bütün cesaretini toplamış,röleli tüylerini kabartmış,güzel durduğuna ikna olduktan sonra küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.Tık..tık..tık..Adam cama bakmış.Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.Biraz meşgulmuş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiiinn bir nefes almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış.
`-Hey adam!Ben seni seviyorum.Nedenini,niçinini sorma.Uzun zamandır seni izliyorum.Bugün cesaret buldum konuşmaya.Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al.Birlikte yaşayalım`.
Adam birden parlamış.
`-Yok daha neler? Durduk yerde sende nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam` demiş.
Gerekçeside pek sersemceymiş. `Sen bir kuşsun! Hiç kuş,insana aşık olur mu?`
Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. . Ama pes etmemiş,bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:
`Adam, adam! Hadi aç şu pencereyi. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam!`.
Adam kararlı, adam ısrarlı: `Yok, yok ben seni içeri alamam`demiş. Biraz daha kabalaşmış ve lafı kısa kesmiş.`İşim gücüm var, git başımdan`.
Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş:`Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman . olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hemde sende yalnızsın, yalnızlığını paylaşırım` demiş.
Bazıları gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş. `-Ben yalnızlığımdan memnunum` demiş. Kuştan onu yalnız bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kılangıç,son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca başını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Aradan zaman geçmiş. Adam önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:
`-Hay benim akılsız başım.`demiş.`-Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma keyifli bir vakit geçirirdik birlikte.`Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.Yine de kendi kendini . rahatlatmayı ihmal etmemiş:`Sıcaklar başlayınca,kırlangıçım nasıl olsa yine gelir.Bende onu içeri alır,mutlu bir hayat sürerim`diye düşünmüş ve . çok uzunca bir süre,sıcakların gekmesini beklemiş.Gözü yollardaymış.Yaz gelmiş,başka kırlangıçlar gelmiş ama…Onunki hiç görünmemiş.Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna.Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış.Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki;
`Kırlangıçların ömrü 6 aydır..

—–

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Hikayesi

Özet, Karakter ve Yazarin Özellİklerİ

Özet:::

Yazar, Uzun Yillardan Berİ BacaĞindan Bİr Sorun YaŞamaktadir. Bu Problem, Yazarin doktorlarin Dedİklerİnİ Uygulamamasindan Dolayi GÜn GeÇtİkÇe Kendİnİ Hİssettİrmeye BaŞlamiŞtir. Fakat Yazar, Bu Olaylari Annesİne Aktarmamamak İÇİn ÇeŞİtlİ Bahaneler Üretİr Ve Annesİnİ Üzmek İstemez. Yazarin Akrabalarindan Olan Bİr PaŞa Vardir. Bazi zamanlar PaŞaya Gİderken Romanlar Alir Ve Bu Romanlari Gece Yatarken PaŞaya Okur. Bu Olay PaŞanin Çok HoŞuna Gİtmektedİr. Yazar PaŞanin Evİne Gİder. Orada Bİr KaÇ GÜn Kalirken PaŞanin Kizi NÜzhet İle Aralarinda Sicak Bİr İlİŞkİ BaŞlar. Fakat Bu İlİŞkİ BÜyÜdÜkÇe, Yazarin İÇİnde NÜzhet Sevgİsİ FazlalaŞtikÇa NÜzhet İle Daha Fazla Beraber Olmaya ÇaliŞir. Fakat Yazarin KarŞisinda Bİr Engel Vardir Kİ Oda PaŞanin Karisinin NÜzhetİ Bİr Doktorla Evlendİrmek İstemesİdİr.
Bİr GÜn Yazar PaŞanin Evİndeyken O GÜnÜn AkŞam YemeĞİne Doktorun Da GeleceĞİnİ ÖĞrenİr. Doktorun Adi Ragiptir. Doktor GeldİĞİnde Hemen yemek Yenmeye BaŞlanir. PaŞa İle Doktor Arasinda GÜzel Bİr Sohbet BaŞlar. Fakat Bu Yazari Pek İlgİlendİrmez ÇÜnkÜ Onun İÇİn Önemlİ Olan NÜzhetİn Yemekte VerdİĞİ Tepkİdİr. Yemek Esnasinda PaŞa, Doktorla KonuŞtuklari Konu Hakkinda Yazara Bİr Soru Sorar Ve Onun Da GÖrÜŞlerİnİ Almak İster. Konuyu Tam Olarak Bİlmeyen Yazar Konu Hakkinda Pek De İlgİlİ Olmayan SÖzler SÖyler. Bu SÖzler PaŞanin HoŞuna Gİtmez Ve Aralarinda Bİr TartiŞma BaŞlar. PaŞa Çok Sİnİrlenİr. Ertesİ GÜn PaŞa Yazari Odasina ÇaĞirir. O Sirada PaŞanin Nİye Yazari Odasina ÇaĞirdiĞini ÖĞrenmek İÇİn De PaŞanin Karisi, PaŞanin Odasinda Oyalanir. Yazar İÇerİ Gİrer Ve PaŞa Hemen Ona Bİr Soru YÖneltİr Ve Doktor Ragip Beyİn Kizi NÜzhete Uygun Olup OlmadiĞini Sorar. Yazar Da Bu Konu Hakkinda KuŞkusuz Hayir Cevabini Verİr Ve PaŞa Da Onu Destekler Bİr BİÇİmde GÜler. O Sirada Odada Oyalanan PaŞanin Karisi Hemen Araya Gİrer Ve Bu DÜŞÜnceye KarŞi OlduĞunu Savunur. Daha Sonra Yazar Evden Ayrilmaya Karar Verİr Fakat Tam PaŞanin Evİnden AyrilacaĞi Sirada Annesİ Gelİr Ve Bİr KaÇ GÜn Daha PaŞanin Evİnde Kalmak Zorunda Kalir.
Eve DÖndÜklerİnde Yazar Uyurken, Ansizin BacaĞinda Şİddetlİ Bİr AĞri Hİsseder Ve Annesİne Bunu Haber Verİr. Annesİ De Yazari Sabah Hemen Bİr Doktora GÖtÜrÜr. Doktor Yazarin BacaĞini İnceledİkten Sonra Elİnİ Yikamaya Gİder Ve Daha Sonra Tekrar Yazarin Yanina Gelİr Ve YÜzÜnÜ BruŞturarak KÖtÜ Haberİ Verİr. Yazar Doktorlarin SÖylemİŞ OlduĞu Uygulamalardan HİÇbİrİnİ YapmamiŞ, Baston KullanmamiŞve AyaĞina Çok YÜklenmİŞtİr, Bu YÜzden De AyaĞi Kesİlme Noktasina Kadar GelmİŞtİr. Yazar, Annesİ Ve ArkadaŞlari Bu Duruma Çok ÜzÜlÜrler. Daha Sonra Yazar Ve Annesİ Şanslarini BaŞka Bİr Doktorda Denerler Ve Doktordan İyİ Haberİ Alirlar Ve AyaĞinin Kesİlme Durumunun Ortadan KalkabİleceĞİnİ ÖĞrenİrler. Fakat Bunun Sadece Dokuzuncu Harİcİye KoĞuŞunda Yapilacak Kontrollerden Sonra MÜmkÜn OlacaĞini ÖĞrenİrler. Yazar Bu KoĞuŞta Kalmaya Razi Olur.
Yazar, Bu KoĞuŞta KaldiĞi SÜrede Kendİnİ Yalniz HİssetmİŞ, GeleceĞİ Ve NÜzhetİ DÜŞÜnmÜŞtÜr. Yazar, KaldiĞi SÜre İÇersİnde Bİr Çok Pansumana Tabİ TutulmuŞ Ve Sonunda Fİnal KontrolÜ GelmİŞtİr. Yazar Amelİyat Olur Ve Amelİyattan Sonra AyaĞinin Kesİlmesİne Gerek OlmadiĞini SÖyler. Bu Olaya Yazar Ve Annesİ Çok Sevİnİrler Ve Yazar Hasahaneden Taburcu Olur…

Romanin Kahramanlari

Yazar: İÇİne Kapanik, Yillardir AyaĞindan Sorun YaŞayan, Doktorlar Ve Hastahanelerden BikmiŞ, İyİ Kalplİ Bİrİsİdİr.
Yazarin Annesİ: OĞlunun SaĞliĞi İÇİn Elİnden Gelenİ Yapan Bİrİdİr.
PaŞa: İyİ Kalplİ, Kizini Doktor Ragip Beye Vermek İstemeyen, Yazari En İyİ Dostlarindan Bİrİsİ Olarak GÖren Bİrİsİdİr.
Yazarin Karisi: Kizinin Doktor Ragip Beyle Evlenmesİnİ İsteyen, Yazari Bİr Mİkrop Olarak GÖren Bİrİsİdİr.
Doktor Ragip Bey: NÜzhetle Evlenecek Olan KİŞİdİr. ÖĞrenİm GÖrmÜŞ, MesleĞİnde BaŞarili Bİrİsİdİr.
NÜzhet: Daha Çok Yazarla Bİrlİkte Olmak İsteyen, Doktor Ragip Beyİ Sevmeyen Bİrİsİdİr…

Yazar: Peyamİ Safa

Roman Yazari Ve Gazetecİdİr. Psİkolojİk Romanlariyla TaninmiŞtir. Yazilarinda DÖnemİn Sİyasal Etkİlerİnden EtkİlenmİŞtİr. CİngÖz Recaİ Adli Yazi Dİzİsİyle İlgİ ToplamiŞtir. Psİkolojİ, Sosyolojİ, Edebİyat Ve Felsefe Alanlarinda Yazilar YazmiŞtir. Temel Konu Olarak İnsanlarin DÜŞmÜŞ OlduĞu KÖtÜ Durumlardan Ders Çikarmayi AmaÇlamiŞtir…

Eserlerİ::::. MahŞer, SÖzde Kizlar, Canan, Bİr AkŞamdi

—–

Sevgi’den mektup Hikayesi

sevgili annecim;
sen bu evden gittin gideli seni gerçekten çok özledimsen orada olduğundan beri kuşlar başka yerlere göç edip gitti, Ağaçların yaprakları döküldü ve daha önemlisi sensiz bu sokakta sevgi bile kalmadı gerçekten seni çok özledim canım annem.
sevgi akaylıoğlu
seni seviyorum annne

annnesinden mektup

sevgili kızım;

gönderdiğin mektubu aldım. bende tabi ki seni çok ama çok özledim oraya gelmeyi düşünüyordum ama olmadı malesef nedeni:
mektubu aldığım Gün oraya gelmeyi düşünüyordum ve uçağa bindim ve ben kapının önünde oturuyordum ki rüzgarın şiddeti beni aşağı doğru düşürdü ve bu mektubu sana uçakta yazıyordum bu mektubu görenler inşAllah sana göndermiştirler canım kızım ben ölüyorum hayatında sana mutluluklar dilerim!!

—–

Yalnızlık Sokağında Yağmurun Açtığı Kapı Hikayesi

“Bir zamanlar benimdi” diye başlamıştı söze Ece ama biiyorduki ayrılık insanoğluna dar gelen bir duyguydu. Hissediyordu hergeçen Gün yanlızlığının çaresizliğini.Ve yine o Günlerden biriydi. Boğuşurdu kimsesiz sokaklarla haykırıyordu sevdiğine bilmeden hissetmeden yaptıklarını Herşeyi o mahvetmemişmiydi? O yakmamışmıydı geleceğini sevdiğini?Şimdi yalnız kendini avututuyordu yalnız kendini.Oysa sokaklarda dar geliyordu bedenine , ruhu çıkamıyordu kötü kalbinden. Ama kendine açıklayamıyordu yaptıklarını yaktıklarını bütün kapılar yüzüne tek tek kapanmıştı onun.Sevdiği artık sevdiğinden çok düşmanıydı onun.Oysa sevmeyi sevilmeyi ne de çok isterdi. “Olmadı”diyerek sustu.Şimdi niye düşünmüştü ki bunları yoksa vicdanı insafa mı gelmişti. Ah bir gelse! “İçimdeki şeytan beni bırakıp terketse” diyordu.Bir sevdiği vardı evet ama Ece için sevmek mi? Asla onda sadece yapmak istediği şeyler vardı. Yaptı ve bıraktı arkasında kocaman bir yıkıntı. Sokalarda yaşamaktan bıkmıştı.Oysa onun hayalleri zenginlikti sadece zenginlik.Şimdi bir kaldırım dibinde zavallıdan başkası değildi.Bu yaşına kadar kaç kişiye gülümsemiş, iyilik etmişti.Hiçkimseye. Kalbi bu kadar mı kötüydü? Bu kadar mı aciz ?Yoo hayır değildi. sAdece kalbideki perdeyi kaldırması gerekirdi.Yağmurlu bir gün onun için idealdi.Çok severdi yağmuru ama altında sonsuza dek ıslanmayı değil.Sıcacık evinde izlemeyi, dinlemeyi Yine sevdiği yağmurlu günlerden biriydi.O kaldırımına oturmuş yağmurdan ıslanmamaya çalışırken yaşlı bir teyzenin karşıdan karşıya geçtiğini gördü.Ama o da ne kadın görmüyordu .Ece ayağı kalktı acaba ne yapacaktı yoksa yardım mı edecekti yoo o bunu yapmazdı ama ya yaparsa ve evet yaptı kadını alıp karşıya geçirdi.Ve o zamana kadar kör olan kalbinin gözleri açıldı. Şimdi mutluydu.Artık yağmuru evinden izliyordu.Çünkü bir zamanlar sadece karşıdan karşıya geçirdiği kadın onu yanına almıştı.

—–

AŞKI ARAYAN ADAM Hikayesi

Dersini almış da ediyor ezber Sürmeli gözleri sürmeyi n’eyler Bu dert beni iflah etmez del’eyler Benim dert çekecek dermanım mı var.” Kör bir kandil eşliğinde aşkı aramaya çıktı adam… Aşkı, ilk defa saçlarının uçlarındaki kavşakta aradı.Duraksız duraklarda beklemedi, aşk rüzgârını.Türkçe ayinli, naftalin kokulu aşklar alıyormuş aşk durağındaki eskici. Postmodern yalnızlık çeken aşklar kiralar masalcı nine. Sarışın ve kimliksiz kadehlerde kahkaha tufanı koparır taş plâklar.Aşkı, kavşakta aradı aşkı arayan adam… Güneşin toplandığı gurup vakti aşkı, gurubun kızıllığında aradı.Nihavent bir sevda yağmuru okşardı saçlarını.O saçlara ulaşmak için kırmızı ışıkta bile sağına soluna bakmadan nihavent bir sevdanın notasına kürek çekti. Aşkı, nihavent bir sevda yağmuru altında aradı, aşkı arayan adam… Aşkı arayan adam; ne acının vergisini verdi ne de gülün haracını ödedi.Hele hele hüznü demirbaş defterinden düşmeye hiç yanaşmadı.Aşkı, mısralarda aradı aşkı arayan adam… Sevgi; aşka secde edip, rükûya varınca; sevgi eriyip aşka karışınca aşkı aradı adam… PirSultan’ın darağacındaki silüeti düştüğünde gebe güneşin yüzüne, aşkı aramaya çıktı adam.Kanla beslenen zorba yalnızlıklar sevginin ateşini süpürüyor darağacına. İdama koşar türküler. Ve PirSultan, tutuklu kalır bağlamanın perdelerinde. Son perde de aşkı idama hazırlar göğsündeki çığlıklarla. Rüzgâr, yağmurun ıslak tarafından ölümü taşır bayat idam ağacına.Aşkın perçemine kan sıçramış yağmurun ıslak tarafından.Aşkı, darağacında arıyor aşkı arayan adam… Denizin susuzluktan dudakları çatladığı gün Halikarnas Balıkçısı ile ‘Mavi Yolculuğa’ aşkı aramaya çıktı adam… Hiçbir Alfabede olmayan seslerle, şiirin kalbini kırmayacak kelimelerle ulaşılacak aşk neredesin?Hangi cami avlusunda Abdest alır, hangi katedralde günah çıkarırsın?Nerede olursan ol, seni ilk defa saçlarının uçlarındaki kavşakta aradım… Aşk, aşkı arayan adama aşkını sunmak için karanlığın tortusunda senfoniler karıştırıyor… Işıklar söner… Kör bir kandil eşliğinde aşkın sürprizinden habersiz aşkı aramaya çıktı adam. Aşkı arayan adam: Tedirgin gecelerden Kalp dışı aşk topluyor Elleri pişkin Yüreği demir eriten Aşk topluyor, Aşk arıyor. Aşk öldü. Çünkü Bir sevgiyi Yüreğinde tutmuştu bilmeden. Aşkı arayan adam adına. Aşkı arayanlar adına.Kendi adıma. Ellerinden öperim aşk kokan hor gecenin. Alevler şehrinden aşk yüklü bir gemi demir alır tutuklu bir şarkı eşliğinde. Bendeki tüm aşkları yaktılar sanıyorum. Mısralar aşkı tamir ediyor.Aşk, yorulmuş mısralardan… Son… Ama aşk henüz bitmedi..

—–

Ölümüne Aşk Hikayesi

Delikanlı ile kız arkadaşı motorsikleriyle gezerken delikanlı kız arkadaşına ”şimdi ban sıkı sıkı sarıl ”Kız delikanlıya sıkı sıkı sarılır.Delikanlı ardından ”kaskımı alıp takarmısın başımı çok sıktı”Ertesi Gün gazetelerde şöyle bir haber çıkar.Motorsiklet fren arızası nedeniyle bir binaya çarptı iki kişiden biri öldü diğeri kurtuldu.
Ama işin aslı öyle değildi.
Yolun yarısında delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ve bunu arkadaşına belli etmek istememişti.
Bunun yerine kızdan kendine sıkıca sarılmasını ve onu bir kez daha sevdiğini söylemesini istemişti.Sonrada
Ölüm pahasına kızın başlığı takmasını ve onun hayatta kalmasını sağlamıştı…………

İŞTE GERÇEK AŞKIN ANLAMIDA BUYDU ZATEN..

—–

Sakın Elimi Bırakma Hikayesi

Ilık rüzgarla gelen bir müzik sesiyle dalıverdim uzaklara; “Aşık olmak günahsa ben bir günahkarım, pişman değilim tanrımâ?¦” diyordu yumuşak bir sesâ?¦ bir sızı saplandı ilk önce kalbimeâ?¦ sensizlik yüreğimi yakıyordu, sana hasrettimâ?¦ sarı kurumuş yapraklar arasında yürürken rüzgarın yüzüme vurmasıyla kokunu duydum sankiâ?¦ yalnızdımâ?¦ mutsuzdum, sen yoktunâ?¦ ebediyen gitmiştinâ?¦ Şimdi yanımda olsaydın kollarınla beni sarar, yüzüme dağılan saçlarımı parmaklarınla düzeltirdin.. iki taraftan kulaklarımın arkasına sıkıştırır, “Böyle daha güzel aşkım”derdinâ?¦ yüzüme düşen saçlarıma Tuzlu gözyaşlarım karışıyor şimdi. “Sakın ha ağlama, seni birgün bile ağlarken görmek istemiyorum” derdin banaâ?¦ şimdi bir yerlerden bakıyorsa gözlerin üzülüyorsundurâ?¦ ama gözyaşlarıma söz geçiremiyorum sevgilim… Hani biz sonsuza kadar mutlu olacaktık? Hani birbirimizi terketmiyecektik? Neden beni tek başıma bırakıp gittin aşkım.? Kaza haberin geldiğinde inanamadımâ?¦ evimizden nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorumâ?¦ hastanede seni öyle kanların içinde baygın bir şekilde görünce dünya başıma yıkıldıâ?¦ www.nazlim.net elini tuttum ve sen gözlerini açtın “Sakın ha! Sakın elimi bırakma” dediğin zaman bile “Gözlerindeki ormanda yağmur yağmasın” dedinâ?¦ yanaklarımdan süzülen sicim gibi yaşlar yüzüne döküldüğünün farkında bile değildim.. Ameliyathanenin kapısına kadar elini hiç bırakmadım ve mecburen elini ayırdılar bendenâ?¦ saatlerce o odada kaldınâ?¦ çıktığın zaman komadaydınâ?¦ doktorlar ümitsizce gözlerime bakıyorduâ?¦ seni odana götürdüler.. neydi, neden o makinaları vücuduna bağlamışlardı.? Sen yaşayacaktın.. beni bırakmayacaktın yemin etmiştin..yavaşça elimi elinin üzerine koydum.. hiç kıpırdamıyordunâ?¦ günlerce başucunda bekledimâ?¦ farkında bile değildinâ?¦ hep uyuyordunâ?¦ yanında seni beklerken; geçirdiğimiz Günler bir film şeridi gibi gözlerimden geçtiâ?¦ beni kızdırmaların, sinirletmelerin ve ondan sonra gönlümü almak için bütün evi ben yokken çiçek bahçesine çevirmenâ?¦ doğumgünlerimizde birbirimize aldığımız müzik kutularıâ?¦ hani son doğumgününde sana mavi bir kazak almıştım da hemen giyip mankenlik yapmıştın ya ve ben seninle dalga geçmiştim sen de pastayı alıp yüzüme yapıştırmıştın ve sonra da bütün evi pastayla alt üst etmiştikâ?¦ ne kadar deliymişiz, ne kadar aşıkmışızâ?¦ mavi kazağını son gördüğümde kanlar içindeydi.. kaza Günü onu giyiyormuşsun meğerâ?¦ çok sinirlettin beni, nasıl çıkacak şimdi kazaktaki kan lekeleri? Olmadı şimdi, iyileşir iyileşmez kazağını sen yıkayacaksın.. onu sana ben aldım atmak olmaz kiâ?¦ Hala uyanmadınâ?¦ bir hafta geçti hiç bir kıpırtı yokâ?¦doktorların biri gidiyor biri geliyor.. söyledikleri hiçbirşeyi artık anlamıyorum.. bu arada o yağmurlu Gün geldi aklıma.. bisikletlerle yarış yaptığımız o gün.. hani ani bir yağmur başlamıştı da eve zor yetişmiştik.. balkonda durup yağmuru izlerken bir gün bebeğimiz olursa ismini Yağmur koyalım demiştikâ?¦ bizim yağmurumuz yaz yağmuru olsun demiştikâ?¦ Ve bir gün daha geçti işte, yanında sen o yatakta hareketsiz yatarken bir gün daha geçtiâ?¦ elim elinde.. ve başım yatağın yanında, kendimden geçmişim.. ve aniden elin elimde kıpırdadı.. aniden kırmızı, şiş gözlerimi sana çevirdimâ?¦ ve gözlerini açtınâ?¦ o halinle bile gülümsüyordun banaâ?¦ dudaklarına küçücük bir öpücük kondururken sessizce gözlerimden yine bilinçsizce tuzlu gözyaşlarım dudaklarına düştüâ?¦ kızar gibi yine baktın banaâ?¦ “Tamam” dedim “Ağlamıyacağımâ?¦” Gözlerime baktın buğuluâ?¦ hiç beklemediğim bir anda dudakların kıpırdamaya başladı “Affet beni” dedin, “Birbirimizi terketmiyecektik, hala daha da seni terketmedim amaâ?¦.” dedin ve gerisini duymak bile istemiyordum, parmaklarımla dudaklarını kapattım, “Konuşma, yorulma, sonra konuşuruz” dedim ama başınla “Şimdi” dercesine işaret ettinâ?¦ “Şehre inmiştim, yıldönümümüz için beğendiğin tek taşlı pırlanta yüzüğü alacaktım, aldım daâ?¦ yanında 25 tane gül vardı, Arabanın torpido gözünde yüzüğün, koltukta da güllerin vardı” dedinâ?¦ ve devam ettin “Hayatımda geçirdiğim en güzel yılları seninle paylaştım, gözlerim, kalbim hep yanında olacak, arabadan emanetlerini almayı unutma” dedin banaâ?¦ gözlerimdeki yaşları artık durduramıyordumâ?¦ “Bir dahaki sonbahara yürüdüğümüz yolda yanlız yürüyeceksin ve çok güçlü olacaksın, beni affet aşkım seni bensiz bırakıyorum, seni canımdan çok seviyorum, son bir öpücük ver bana” dedin ve bir elim elinde bir elimle alnını okşarken istediğini yaptım dudakların sıcaktı ve aniden makineden ince bir ses geldi, elin elimden kopuverdiâ?¦. Gözlerin yavaşca kapandıâ?¦. Doktorlar koşup geldilerâ?¦ öylece orda kalıverdim hareketsiz kaldım, donmuştum, sen yoktun artıkâ?¦ doktorlar seni götürdülerâ?¦ artık sen yoktun, yanlızdım.. Ve şimdi sensiz geçen ilk sonbahardayımâ?¦ yürüdüğümüz yolda kurumuş yaprakların arasında tek başınayım. Arabadan bana getirdikleri emanetlerimin biri evde diğeri parmağımdaâ?¦ yüzüğünü yaşadığımı sürece parmağımdan, güllerini yatağımın yanından hiç ayırmayacağımâ?¦ mavi kazağını yıkadım, temizledimâ?¦ yastığının üzerinde duruyor.. Hazan mevisimi, hüzün mevsimiâ?¦ aşk mevisimi.. ayrılık mevsimiâ?¦ Kulağımda bana söylediğin şarkıyla yürüyorum tek başıma söz verdiğimiz gibi sarı yapraklı yolda….

“SANA RÜYA DIYEMEM, SENDEN UYANAMAM KI
NEREDE OLURSAN OL, SENINLEYIM BEN SANKI
BULUTLU GÜNEŞIMSIN, SEVGILIMSIN BENIMSIN
YAZ YAĞMURUM, KIŞ GÜLÜM, NEŞEMSIN KEDERIMSIN
SENINLE DOLU DÜNYAM, GÜNDÜZÜM GECEM SENSIN
ÖLSEMDE AYRILAMAM, BENLIĞIM RUHUM SENSIN…”

Biliyorum her an her saniye benimlesin, beni izliyorsun. Iyi ki şarkılar var ve şiirler. Sen sözünü tutmadın, beni bırakıp gittin. Belki birgün aşkım… Bu yağmurlar diner ve biz yine birlikte oluruz hiç ayrılmamacasına.

“HER YERDE HATIRAN VAR, HERŞEY SENINLE DOLU
HERŞEYDE SENIN IZIN, BU YOL AŞKININ YOLU
ALAMAZ BIN SEVGILI KALBIMDEKI YERINI
SANKI IÇIMDE AÇAR BU SARMAŞIK GÜLLERI…. ”

Iyi ki şarkılar var.

—–

AŞK VE DOST
ben bi aralar birini sevdim ama 1 gün bile olmadıki en ii dostum oldu ve onla çok ii anlaşıoduk benim arkadaşım olan h.g kıskandı ve sonunda sınıf 2ye bölündü ama ben yinede yılmadım devam etti böle sonunda barışalımmı dedim olmaz dedi bende dedim böyle kazanamazsın onun gönlünü git ondan özür dile dedim ama dilemedi 1 ay geçmeden barıştık ama o hala onu sevio ama onun sevdiği kişi benim en ii dostum ve şu anda dostuz o benim en ii dostlarım olmaya devam edecek bunu okuduğunuz için teşekkür ederim

—–

Düşmandan Dost Olmaz Hikayesi

Akşam vakitleriydi… Güneş yeni batmış ve akşamın karanlık örtüsü her yeri kaplamıştı. Gecenin cazip yönleriyle beraber vahşi yönleri de ortalığı kaplamıştı. Uluyan köpekler, öten baykuşlar… Gündüzün aksine, her taraf tehlike kokuyordu.
Yemeğini yemiş halde aheste aheste yürüyen hamam böceği de, pür dikkat kesilmiş ve tehlikelere karşı bütün önlemini almaya çalışmıştı. Ancak duyargaçları ileride bekleyen örümceği ve ağını algılamamıştı. Bir anda kendini, örümceğin ağlarında bulmuş ve muazzam bir şekilde korkmuştu. Hele birde kendisine doğru yavaş yaklaşan örümceği görünce iyice afallamıştı. Çırpınıyor, ağlardan kurtulmaya çalışıyor; ancak çabalarının boşa olduğunu görüyordu. Örümcek konuşur:
-Boşuna debelenme, sen benim avımsın…
-Lütfen örümcek kardeş, benim bir tutam gövdem var, beni yiyip ne yapacaksın?
-Bu doğanın kanunudur böcek kardeş, karnımı başka nasıl doyurabilirim?
Bu lafları derken bile örümceğin ağzı sulanmış ve salyalarını akıta akıta yürümesini sürdürmüştü. Tam bu sırada yaklaşan akrep gözüne ilişir ve kısık bir sesle:
-Eyvah! Benim de sonum geldi…
Kısık bir sesle söylemişti, ancak hamam böceği olanları takip etmiş ve örümceği duymuştu. Ona bir öneride bulunup hayatını kurtarabileceğini düşünür ve konuşur:
-Örümcek kardeş, ben seni bu akrepten kurtarırım, ancak beni salman koşuluyla…
Başka çaresi olmadığını düşünen örümcek, hamam böceğini serbest bırakır. Hamam böceği iyice yaklaşmış olan akrebin üzerine yürür. Akrep onu sokmaya çalışır, ancak çok kalın olan zırhından iğnesini geçiremez… Akrebi parça parça yiyen hamam böceği, örümceğin iştahının da kabarmasına neden olmuştur. Örümcek, bir taraftan yeme seansını seyreder, bir taraftanda ağzındaki salyaları silerek konuşur:
-Afiyet olsun böcek kardeş…
Yeme işlemi bittikten sonra örümcek konuşur:
-Gel sana bir sarılayım böcek kardeş, beni büyük bir tehlikeden kurtardın…
Gayet uzak durmaya çalışan hamam böceği konuşur:
-Biraz önce doğanın kanunlarından bahsediyordun, o zaman işleyen kanunlar şimdi işlemeyecek mi? Ben sana söz verdiğim için bu akrebi ortadan kaldırdım, yoksa senin için değil.
Uzaklaşırken konuşmasını sürdürür:
-Unutma ki: “Domuzdan post, düşmandan dost olmaz.”

—–

Yağmur bebeğin hikayesi Hikayesi

hiç kimse ona fikrini sormamıştı
bu yalanlarla acılarla dolu dünyaya
gelmek istermisin diye
oysa hiçbir şeyden habersiz büyüyordu yavaş yavaş

bir can verilmişti yağmur bebeğe
ve hayatı boyunca çekeceği
acılar sevinçler mutluluklar
birer birer yazılıyordu kader denen deftere

küçük yağmur dünyayı okadar çok merek etmiş olacak ki
annesinin karnından biraz önce çıkmak için
vargücüyle tekmeler atıyordu
dediğinide sonunda yapmıştı
23 mayısta kendi isteğiyle başlatmıştı doğumunu
ama bu dünyadan göçmek ne kadar zorsa doğmakta hayata merhabga demekte zordu
sırf doktorların isteği üzerine küçük yağmuru 11 Gün boyunca orada tutuyordu annesi
hiçbirşeyden habersiz
çünkğü yağmur yaramazlık yaparak erken gelmek istemişti bu dünyaya
11 günün sonunda anne kız kavuşmak için Ameliyathaneye alındı.
fakat ters giden bişeyler vardı
doktor istanbuldan bursaya gelen bu küçük anneye o şeyi nasıl söyleyeceğini düşünüyordu
sonunda doktor herkezi odasına aldı ve o kararı verdi
vücutları 11 gün boyunca ciddi bir enfeksiyon kapmıştı
fakat doktoru şaşırtan bişiy vardı.nasıl oluyorda 11 gündür yaşıyorlar diye sorutordu kendi kendine
aileye açıkladı sonunda Saat gece üçü geçiyordu
_sabah ilk sizi alıcaz Ameliyata fakat şunu bilmenizi isterim.ameliyat çok riskli yani
masada kalabilme ihtimali var dedi
o sırada küçük annenin gözlerinden iki damla yaş süzüldü.
_ya bebeiğimi göremezsem koklayamazsam ben neyaparım onu kim sever benim gibi.
diye düşündü.eşiyle son kez vedalaştı.annesini belkide son kez kokladı
ve 3 haziran cumartesi sabahı saat yedi buçukta ameliyata alınmıştı.küçük anne hiç korkmuyordu bunuda atlatacaklardı
doğacak bebeğide onun gibi inatçıydı hayata anne karnında sımsıkı tutunmuştu çünkü
baba aşşada sabırsızlıkla bekliyordu sonucu.o dev ekrandan gözünü ayırmıyorduı.
eşiiyle bebeğininde isminin yazacağı ekrandan
saat 8 olduğunda sonunda ekranda yazdı …. …… Canlı kız.evet bir kızları olmuştu
9 aydır saklamıştı kendisini ama annesinişn istediği olmuştu
bebek ve anne yaşıyorlardı.ama aksilikler bir türlü bitmiyordu
anne narkozun etkisinden nfes alamıyordu yani uyanamıyordu
son bir hamleyle öksürdü ve anladı ki bebeği doğmuş
artık o güzel tekmeler yoktu.anneyi uyandırma odasına aldılar.hemşire doktora
_bu daha çok küçüğk uyanırken ortalığı yıkar demişti
ama küçük anne sesini bile çıkarmamıştı.onun merak ettiği tek şey.
bebeğinin ne olduğu hemşireye narkozun etkisinden böbeğim nerede demişti.
kelimeleri toparlayamıyordu.hemşire yukarda Sağlıklı sen odana gidince yanına verirler bişey yoksa dedi
_neyim oldu.
dedi anne.hemşire:
_kızın oldu.dedi
saat 12 de anneyi odasına almışlardı.eşi geldi daha sonra yanına.
_bebeğim nerede neden vermiyorlar.
_merak etme bebeğimiz çok iyi tıpkı sana benziyo simsiyah saçları var
heryeri sana benziyor. dedi baba
peki yaz gözleri.dedi anne ağlayarak
_gözlerine bakamadım çünkü açmamakta inat etti cadı.dedi baba
oysa anneden saklanan sır vardı.sonunda teyze girdi içeri ve babaya ne zaman söyliycez dedi babayı dışarı çağırıyordu
anne iyice ağlamaya başaladı bişey oldu bebeğime dimi diyordu
çaresiz baba söyleyemedi ablası:
bak kardeşim bebeğin bu hastanede değil.başka hastaneye götürdüler burda boş küvez yokmuş dedi.
anne ağlıyordu hıçkırıklara boğularak.ortada gizlenen bir şey vardı.
bubu8 hissede biliyordu.ertesi gün küçük anne taburcu oldu.ve hemen bebeğinin yanına gitmek
istedi dikişlerinin acısından yürümekte zorlanıyordu.5 dakka sonra hastanedeydiler
yasansörle yukarı çıktılar bir kolunda eşi bir kolunda annesi çok zor yürüyordu.eşine
_hangi oda diye sordu
eşinin gösterdiği odaya ikisininde ellerini bırakarak koşar adımlarla gitti tek başına.çünkü oraya vardığında bebeğini görecekti
bütün acılarını unutmuştu odaya vardığında daha bebeğini görmeden ağlamaya baaşladı.odanın ortasında kala kalmıştı.sadece hıçkıra hıçkıra ağlıyordu
ananesi duruyordu bebgeğinin yanında
yavaş yavaş küveze yaklaştı.bebeği dünya güzeliydi.ama çok küçüktü.simsiyah saçları ve çekik gözleriyle japonlara benziyordu.anne ağlarken baba bişey
_bak sana ne yapıyor.dedi
ve annesini güldürmeyi başarmıştı.ananesi:
_dokunmak istermisin bebeğine.dedi
ve küvezi açtı annenin elleri titriyordu.başını okşadı şevkatle.
daha yaşı 18 di küçüktü belki ama o artık bir anneydi her annedeki duygular ondada vardıa rtık
ve ayrılış vakti gelmişti eve dönerken hep bebeğini düşündü
beyni allak bullaktı hala saklanan gerçeği düşünüyodu
ertesi gün eşi hastaneye gitti ve gelen o Telefon la gerçeği öğrenmişti ama annesi ve ablası hayır diyorlardı
_telefondaki ananesinin sesiydi
ameliyata yeni aldılar diyordu.konuyu kapamışlardı.küçük anneye türlü türlü yalanlar attıar
unutması için ardından pansumana gittiler.annesi arkadaşına söylemişti Ameliyat olacağını torununun
pansuman sırasında anne ameliyat olcakmış ama ne Ameliyatı söylemiyolar dedi
annesinin arkadaşı
_önemli bişey değil kızımyemek borusunda bişey varmış onun için olcak belkide şimdi çıkmıştır Ameliyattan dedi
belkide başkasından duyması iyi olmuştu.Allah o Saatten sonra anneye öyle bir sabır vermişti ki
anne herşeye iyi tarafından bakıyordu ağlamadı sadece herşeyi biliyordu
meleği 2 kiloyla ya Masada kalırsa ama bi kere azraiili yenişti şimdide yenecekti çünkü o annesinin kızıydı
telefon geldi kurtuldu dediler.anne lohasalığının keyfini bile çıkaramadan 2. gün ayağa kalkmıştı
hastaneye gitmek istiyordu her gün gitmeye başladılar tek merak ettikleri gözleriydi
gözleri kime benzeyecekti annesi gibi denizgözlümğü yoksa babası gibi kahverengimi
sonunda ufaklık açtı gözlerini ama hiçbirine benzemiyordu saçları gibi kömür karasıydı
15 gün sonra küvezden çıkarttılar bebeğini emmeyi beceremiyordu çünkü 15 gün boyunca küvezde burnundan midesine salınan ogs ile beslenmişti
17.gün taburcu oldular.enne bursada baba istanbuloda.evlilik yıldönümlerinde bile ayrıydılar ilk evlilik yıldönümleriydi oysa
annenin ne çok hayalleri vardı oysa
bebeği karnında eşiyle türkü bara gideceklerdi
ama olmadı hastaneden taburcu olduklarında kimse gelmemişti onları almaya
taksiye binerek ablasının evine gitti önce.oradan ananesine geçti.biran önce haftasonu olsunda evime gideyim diyordu kendi kendine,
ama sınavları daha bitmemişti.2 gün sonra gece küçük anne fenalaşmıştı.apartopar hastaneye kaldırdılar.ve işte gelen çaresizlik
lohasaydı ilaç verilemiyordu.ama çarpıntısı çok fazlaydı.serum yapılacaktı
müşadeye aldılar anneyi ama serum bir türlü takılmıyordu.çünkü hemşireler kahve keyfi yapıyorlardı
küçük anne daha fazla dayanamadı ve gözlerini akpadı.o sırada kalp krizi geçiriyordu
kalp 190a kadar çıkmıştı doktorlar hemen acile aldılar ve hemen tedavisini yaptılar
bebeği acıkmıştı anne bir kez daha azraili yenmişti fakat bu seferki çok ciddiydi
hayatı boyunca stres üzüntü yoktu.ama allah onu öyle zorlu bi,r sınava sokmuştu ki çok zor görünüyordu.sürekli hastanede olacaklardı
artık evine gelmişti sonunda.ve o Günden sonra bebeğindeki hastalıklar çoğaldı
minicik kalbinde 2 tane delik vardı.bronşit olmuştu.ve ardından midesinde reflü oluştu.zamanla kalp deliklerinden biri kapandı
ama kalp yetmezliğine çevirmişti.reflüden dolayı ciğerlerine yemek gidiyordu
yoğun bakımda yatmıştı 1 hafta.oksijensiz nefes alamıyordu.ama hiçbir hastane tedavi edemiyordu.
ciğerlerindeki o hırıltı bir türlü bitmiyordu.sonunda ameliyat dediler hem reflüsü hemde kalbi için
fakat kalp şimdilik önemli değilmiş
anne bilmediği yerlere gidiyordu hiç görmediği yerleri görüyordu bebeğinin sayesinde
artık hastanelere alışmışltı.haftanın üç Günü hastaneye gidiyorlardı.bu Güne kadar hep soğuk kanlı oldu bebeği
boğulduğunda sakin davranıp nefesini açıyordu.çöünkü o bunları hergün yaşıyordu.
oysa yüreği paramparça oluyordu.sadece dışarı yansıtmıyordu.sessiz sessiz ağlıyordu kuytu köşelerde
güçlü görünmeliydi değil ölmeyi hastalanmayı bile düşlünemiyordu.hayat karşısında tek başına müğcadele ediyordu.
inandığı tek şey bebeği bir gün iyileşecekti

evet yağmur bebeğin hikayesiydi bu.kimbilir hayat karşısında daha neler yaşayacak.
o küçücük bedeni bunca acıyı kaldırabilkiyorsa yağmur bebeği hiç bir acı
yenemez.yağmur bebek şuanda 9 aylık artık anlıyordu doktorları.ve beyaz önlüklü birini görünce ağlamaya başlıyordu
çünkü artık bıkmıştı sürekli ilaç kullanması gerekiyordu.
daha 9 aylık ama belkide hiçbirimizin kullanmadığı kadar iğne ve ilaçla yaşıyordu
bunca şeyin ardından annesinin yağmur bebeğe dediği tek söz
_üzülme bebeğim derdi veren allah sana mutlaka dermanınıda verecektir
bizim sadece sabretmemiz lazım ben hayatta olduğum sürece seni hiçbir zaman
yanlız bırakmıycam.hayat karşısında hiçbir zaman boynunun bükülmesine izin
vermeyeceğim.sen benim ilk göz ağrım biricik meleğimisin.seni çookk seviyorum annecim
geceleri uykusuz kalsamda beni üzsende senin bir gülüşün bana bütün acılarımı unutturuyor
güzel meleğim bir ömür beraber olmak dileğiyle!!!
seni canından çok seven annen ….!

Evet sıra sizde: Sizde buradakilerden farklı ve yeni dostluk hikayesi yazmak için aşağıdaki yorum bölümünü kullanabilirsiniz. www.Nazlim.net

Etiketler: ,,,,

facebook paylaş twitter paylaş google paylaş

Arkadaşlarınla Paylaş

Yazar:
Ekleyen: - 24 Kasım 2009. Kategori: Hikaye Hikayesi. Bu yazıya yapılan yorumları RSS üzerinden takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir veya geri izlemede bulunabilirsiniz.

Dostluk hikayeleri için toplam 49 yorum yapmış

  1. off hani kısaydı aq

    16 Ekim 2014 - 20:19

    hani kısaydı ama guzel :D

  2. melek

    15 Ekim 2014 - 22:11

    süperdi :D :D :D

  3. zehra

    07 Aralık 2013 - 08:36

    çoooooooooook teşekkürler çok işime yaradı

  4. sanem

    26 Kasım 2013 - 16:48

    süperler yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
    çok işime yaradı valla
    bu site süpeerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr

  5. çok güzel hikayeler

    17 Nisan 2013 - 16:53

    1. hikaye muthisti cok begendim odevime de cok yardimci oldu tesekkurler :)

  6. çok güzel hikayeler

    17 Nisan 2013 - 16:53

    harikaaaaaa 1. hikayeye bayildiiiiiimmmmmm super odevimede cok yardimci oldu tesekkurler :)

  7. ali

    02 Mart 2013 - 09:55

    bu çok güzel hikaye………..

  8. sude

    20 Şubat 2013 - 20:04

    harikaaaaa bayıldım hepsini okudum süper hele hele birincisi süperrrr

  9. Tanıdık Bir Dost

    09 Şubat 2013 - 16:02

    benim en iyi dostum ailemdir kuzenimdir sülalemdir ve bu yüzden onlarla alaklı bir şiir yazıorum

    canım ailem

    sen beniiim bitanem
    seeen benim bitanemm
    anem babem szi benim bitanem
    kuzen dayı hala bitaemm

    güzelmi

  10. kabir azabından beter halim

    29 Ocak 2013 - 13:07

    osmanın hikayesi çok güzeldi osman teşekkürler türkçe performans ödevim için çok işe yaradı.

  11. kabir azabından beter halim

    29 Ocak 2013 - 12:47

    yha daha kısa öyküler özetli falan olsa çok iyi olur. yinede işime yaradı.

  12. haruncan

    13 Ocak 2013 - 16:53

    bende size birhikaye antatayım

  13. zeynep

    09 Ocak 2013 - 16:05

    güzel bence herkes için uygumn

  14. zeynep

    09 Ocak 2013 - 16:04

    bence çok güzel

  15. hadise açıkgöz

    31 Aralık 2012 - 20:19

    benim bir arkadaşım vardı ve süreklik eğer bir gün ayrılırsa yani başka bir okula gidersen her gün aralıksız seni ararım diyordu ama bir gün bile aramadı adı SELEN GÜL KORKMAZDI ama çok korkaktı:(

  16. kardelen

    28 Kasım 2012 - 21:57

    proje için çok işime yaradı kim bulduysa o kişiye çok teşekkür ederim gerçekten çok beğendim hikayelerinizi ödevim olmasa hepsini okurdum ama nerdeee

  17. alev

    12 Kasım 2012 - 18:38

    arkadaşlık çok önemli

  18. astroloji

    21 Ekim 2012 - 15:13

    hikayeleri burdan bulurum artık:D

  19. astroloji

    21 Ekim 2012 - 15:12

    harbi çok güzel ama çok uzun

  20. Osman

    04 Ekim 2012 - 20:37

    Ölümüne Aşk Hikayesi
    Delikanlı ile kız arkadaşı motorsikleriyle gezerken delikanlı kız arkadaşına ”şimdi ban sıkı sıkı sarıl ”Kız delikanlıya sıkı sıkı sarılır.Delikanlı ardından ”kaskımı alıp takarmısın başımı çok sıktı”Ertesi Gün gazetelerde şöyle bir haber çıkar.Motorsiklet fren arızası nedeniyle bir binaya çarptı iki kişiden biri öldü diğeri kurtuldu.
    Ama işin aslı öyle değildi.
    Yolun yarısında delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ve bunu arkadaşına belli etmek istememişti.
    Bunun yerine kızdan kendine sıkıca sarılmasını ve onu bir kez daha sevdiğini söylemesini istemişti.Sonrada
    Ölüm pahasına kızın başlığı takmasını ve onun hayatta kalmasını sağlamıştı…………
    İŞTE GERÇEK AŞKIN ANLAMIDA BUYDU ZATEN..
    bu size benden hediye arkadaşlar..

  21. Büşra

    05 Haziran 2012 - 10:54

    Bence hikayelerin hepside çok güzel okumanızı öneriyorum şahsen ben çok begendim

  22. mizgin

    02 Mayıs 2012 - 17:56

    tek kelimeyle harika ödevime yardım ettiginiz için çooooooooookkk tşk

  23. gülbahar

    08 Şubat 2012 - 13:44

    ödewime yardım ettiginiz için teşekküler :)

  24. ismilazımdeğilmiş

    11 Ocak 2012 - 21:05

    bnmde bi arkadaşım vardı onla çok güzel geçinirdik bn onu çok severdim diğer arkadaşlarımıda çok severdim ama onun bnm için yeri apayrıydı ve bn onun için herşeyi yapardım ama bu gün bir şey öğrendim ki meğerse bnm canımı vereceğim arkadaşım arkamdan kuyumu kazmaya çalışıyomuş arkamdan demediği laf kalmamış ve bu gün tesadüfen bir söz buldum. bu sözü sizinle paylşmak istiyorum ‘garip değil mi? yüzüne gülecek kadar dost sandığın kişiler, aslında arkandan konuşacak kadar yüzsüzler..’

    biraz uzun bir konuşma oldu ama okuduğun için teşekkür ederim. okuduysan bnm için çok değerlisin ismini bilmesem seni görmesem bile.hayatta her zamn istediğinn olması dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>