Widgetized Section

Go to Admin » Appearance » Widgets » and move Gabfire Widget: Social into that MastheadOverlay zone

Reklamlar

Mektup Sözleri

Reklamlar

Mektup sözleri kısa sayfamızda karşınızdakine yazacağınız şekilde güzel mektup örnekleri ve onun yanında komik mektup sözlerini de bulabileceksiniz. Buyrun arkadaşa sevgiliye mektup örnekleri kısa ;

Yolları Aşarak geldi Sevgin Hasret Çeken Gönlüm Yazılarınla Kokunla mutlu Oldu Seviyorum Seni Sevdiğim gibi Mektuplarını..

Bu mektuplar tarihimiz sanmaki ölmeyeceğiz biz öldüğümüzde torunlarımıza aşkımızı öğreteceğiz…

her yazına Başlamadan önce Seni Seviyorum Yazışını özledim beyaz Sayfadaki teninin Kokusunu Özledim Birtanem Bir mektubunu bekler bu isyankar aşık!

ne telefon ne e-mail nede diğer elekronik cihazlar mektuplarındaki yazılar kadar heycanlı olmadı şuanki gibi birtanem…

mektublarını okurken yanımda hissediyorum seni yazılarda gözlerini görüyorum heycanlanıyorum okurken sesini duyuyorum hayaL ediyorum seni.

Kimse Bilmez Bendeki Derdi kederi Mektuplarımda Sakli hepsi, Sevdim Seni Birkere mektuplarım sende hüzünlü bir parça oldu benden.

Ayrılıksa sevgin çekerim nazlanıyorsa kalbin gülerim senin gibi güzel için ben mektuplari dile getiririm.

Mektup Mektup içinde Mektup Zarfın içinde Sevgimide zarfla birlikte Gönderdim Sakla Onu bebeğim.

Mektuplar Aşkın resmidir Anıların bekçisi Gurbetin Temsilcisidir, O Bir Mektupdur!

Mesafe Nekadar Uzun Olursa Olsun mektup insanı Bazen Sevdiğinin yanına Götürür Getirir..

En güzel Mektup iyi kelimeler içeren mektupdur..

her Mektubunda Adın geçiyor Sevgimiz Yazıyor Aşkımızın böLünemeyeceğini gösteriyor okuyor okuyor ve okuyorum her seferinde özlemin içimde bir ateş birtanem..

uzakta Olsan Bu mektubum Sana gecenin Kör Karanlığında Gurbetin Kucağında Ama Sevginin Yanımda Olduğu Saatte Yazıyorum Seni Çok Seviyorum Aşkım.

Ne yasaklar Dinler Seni Ne Engeller geçer önüne Kalbim içinde Hadi Git Sevgilime Mektup’um…

Buda çok bir mektubun başlangıcındaki sözler gülmekten kendinizi alamayabilirsiniz.

sayın değerli , sağlam ciğerli
bazen üzüntülü bazen kederli
su gibi akan şimşek gibi çakan
muhteşem varlık…

kalbimin en derin köşesinde
gül suyu şişesinde
saklamış olduğum selamları sunar
hürmetler ederken
evvala sizleri beni gemideki dümeni
tarladaki tikeni dünyada olup biteni
gurbette hasret çekeni
baharı yazı kemanı sazı
insandaki nazı yaratan Yüce Allahtan
iyi olmanızı dilerim

—–

Sevgili Betül,
Can arkadaşım, yol arkadaşım…
Ne çok şey var aslında sana söylemek istediğim, ne çok şey var teşekkür borçlu olduğum… En zor zamanlarımda elini sen uzattın bana, karanlıktan aydınlığa ilk adımlarımı seninle attım. Ne çok yaşanmış anılarımız var. Bazen pijamalar üzerimizde, film seyrederken elimizde kabak çekirdekleri gözyaşlarımız sel oldu, bazen kızlarla Heybeliada’da mimozalar arasında bulduk kendimizi… Tezpişti’ye hala gülüyoruz. Ağaçları giydirdik birlikte! Mevlana ziyaretlerimiz, Eymir’de karlar üzerindeki danslarımız, Dubai maceralarımız, Ağva’daki hayal kırıklığımız? Yıllar yıllara eklendi, çok değiştik, çok yollardan geçtik. Ama dostluğumuz da bizimle büyüdü, bizi biz yaptı. Ali bir gün dönüp, “Sen benim ikinci annemsin” dediğinde, yüreğinden hissederek söylediği bu söz ile durdum düşündüm, dosttan ötesin sen, öteki bensin…

SAKINDIĞIN SEVGİ

Sen dün akşam evlendin. Üstelik çok sevdiğim, kalbi yumuşacık, seni yıllarca sevmiş Bülent Ağabey ile… Peki ya bendeki bu hüzün neden? Hep düşünürüm evlenin arkasından neden gözyaşı döker insanlar diye. Gidenin gittiği yerde mutlu olacağına duyulan inanç mı yaşartır gözleri yoksa artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı düşüncesi mi? Artık sabahın 7’sinde evine telefon açabilecek miyim? Ya da gece içim sıkıldığında kalk gel diyebilecek miyim diye endişeleniyorum.
Öte yandan da incinmenden, o fedakar yüreğine zerre hüzün düşmesinden korkuyorum. 27 yıldır sahip çıktığın, koruduğun, sakındığın sevgi dolu birlikteliğinin altına imza attığında birşeylerin dengesinin bozulacağından korkuyorum.
Ama sonra diyorum ki… Betül Ilgar bu! Yıllarca Ankara’nın en çalışkan, en üretken kadınlarından biri olmuş, her ortamda kendini ispat etmiş, sıkı bir sivil toplumcu, dirayetli bir kişilik ve en önemlisi ne istediğini ne yapması gerektiğini çok iyi bilen sapasağlam bir kadın! O bilir ne yapacağını.

DOSTUMU RUHUMLA SEVERİM

Canım Betül’üm,
Sana yüreğin kadar aydınlık, kalbin kadar temiz bir ‘yeni’ hayat diliyorum. Yılların alıp götürdüğü ne varsa hepsini katmer katmer geri alacağın, gözlerinin keyiften, neşeden parlayacağı bir ömür diliyorum sana…
Son yıllarda hayat beni türlü sınavlardan geçirirken öğrendiğim en önemli ders şu oldu: Dost biriktirmek…
Benim birikimim sağlam! Hep yanımda olan dostlarım, her an varlıkları ile beni güçlü kılan kardeşlerim, yoldaşlarım var. Böyle değil midir dostluk dediğin, gözünün dilini bilen, söylemeden anlayabilen, en derin yaralarını açıp gösterebildiğin, merdivenlerden çıkarken ve alkışlandığında değil, tökezlerken ve yuhalanırken de koluna girebildiğin…
Mevlana’nın dediği gibi,
Ben dostumu ne aklımla ne kalbimle severim,
Olur ya kalp durur…
Akıl unutur…
Ben dostumu ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur…
Yolun açık olsun yol arkadaşım.

Edebi Mektup Örneği

Ceyhun Atuf Kansu’ dan Orhan Asena’ ya

Sevgili Kardeşim Orhan,

Belki bu mektubum oraya vardığı zaman, sen bir çocuk hastanesine kavuşmuş olacaksın. Böylece huzurunun bir bölüğü gerçekleşmiş olacak. Bütün sıkıntılarım sanatçı-hekim ikiliğinden doğuyor. Şimdi Ankara’da tiyatrolar perdelerini açıyor. Gözüm o kadar alışmış ki, Orhan Asena adı altında bir oyun arıyorum, bulvarları dolduran afişlerde. Bu yıl, yerli oyun bakımından tiyatrolar oldukça dolgun. Geçen yılın en güzel başarısı Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” oldu. Bu Türk oyun biçiminden yararlanan -toplumsal yergiyi- temel alan ve Türk opereti geleneğine dayalı güzel bir oyundu. Gılgamış sergisi üzerine yazdıklarını okudum. Orhan, burada da ayırd ettiğim bir kusurun – kusur denebilirse buna- var senin, başkalarının yargısına çok değer veriyorsun. Otuz yıla varan yazarlık hayatımda ben, kimin ne dediğine pek önem vermedim: yapabileceğim, yapmak istediğim şeyi yaptım. Bir az gelişmiş toplumda, onun bunun yetersiz -çoğu kez bilgisiz ve dayanaksız- yargılarına hiç aldırmadım. Bir az gelişmiş toplumun sanat eserleri karşısında eleştiri ve yargı gücü de az gelişmiş oluyor: tozdan, dumandan ve -manevi eresiondan- gerçek ölçüler kayıp gidiyor.

Bu yıl, Tahsin Saraç’ın “Günümüz Fransız Şiiri” kitabı, Türk Dil Kurumu “Çeviri Ödülü”nü kazandı. Bundan Türk Kültür Derneklerinde attığımız adımın güzelliğini ve yararını anla. “Pusuda”, bütün Türkiye’de oynanıyor. Yalan ve Ocak öyle… Ama ne oldu, -az gelişmiş toplumun ürettiği o yetersizler kadrosu- işlerimize ve yaptıklarımıza engel oldular. Peki kendileri bir şey yapabildiler mi? Neden ki, yetersizdiler ve bizimle temel anlaşmazlıkları bundan doğuyordu.

Basılı Eğitim Malzemeleri Hazırlama Merkezi’nden iki ay önce kadar ben de ayrıldım. Şimdi kitap verirlerse yazacağım. Her şey – her yer, az gelişmiş bir ülkede yetersizlerin, sığların eline geçiyor. Bir kurumu hızla bir (yemlik) haline getirmenin yolunu buluyoruz. Bunların dışında soyut diye beğenmediğimiz halk yönetimi ortamında Türkiye hızla uyanıyor: güzel bir demokrasi savaşı. Türkiye’nin geleceğine umutlarla, iyimserlikle bakıyorum. Düşüncenin uyandığı her yerde, umut ve yapıcılık da boy atar.

Gözlerinden sevgiyle öperim.

Evet sıra sizde: Sizde buradakilerden farklı ve yeni mektup sözünüzü yazmak için aşağıdaki yorum bölümünü kullanabilirsiniz. Nazlim.Net

Etiketler: ,

Mektup Sözleri için toplam 5 yorum yapmış

  1. semanur eser

    29 Mart 2014 - 21:47

    sevmek kolay olsa ilk önce ben severdim…

  2. cevdet çakır

    18 Mart 2014 - 14:58

    Sevdiklerim Benim İçin Gül Tohumudur ; Ben O Tohumu Alır Kalbime Eker Gül Oluncaya Kadar Kanımla Canımla Beslerim Bazen Dalındaki Dikenler Canımı Yaksa Da Koparıp Atamayı Hiç Düşünmedim Çünkü Kalbime Öyle Kök Salmış Ki Koparıp Atmak Çok Zor !

  3. qishem

    21 Aralık 2009 - 19:24

    Mektup ve Karne

    Adam oglunun odasinin onunden gecerken hayretle bakakaldi..

    Yatagi guzelce toplanmisti ve odasi hic olmadigi kadar derli toplu gorunuyordu.

    Sonra adam yastigin uzerine birakilmis mektup zarfini fark etti. Uzerinde “Babama” yaziyordu.

    Aklindan gecen bin bir kotu dusunceyle mektup zarfini acti ve titreyen elleriyle mektubu okudu:

    Sevgili baba;

    Sana bu satirlari derin bir pismanlik ve uzuntu icinde yaziyorum.Kiz arkadasimla kacmak zorundaydim cunku seni ve annemi yasanacak rezaletten uzak tutmak istedim.

    Gercek tutku ve aski ben Sedef’le buldum ve o oyle tatli ki anlatamam…

    Sunu biliyordum siz onun vucudunun her yerine taktigi kupeleri, derisine islettigi dovmeleri, kendine has o cilgin giyim tarzini asla ama asla onaylamayacaktiniz ve tabi benden cok buyuk olmasi da bir sorundu.

    Fakat benim icin bunlar degildi gercek tutku ve gercek ask…

    Baba Sedef hamile!

    Sedef’in dedigine gore cok mutlu olacagiz. Ormanda kendine ait bir karavani ve tum kis yetecek kadarda yakacagi var. Bir suru cocuga sahip olma dusuncesi ruyalarimizi susluyor.

    Sedef benim gozlerimi esrar gercegine acti ve artik biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez. Esrar yetistirecek ve insanlara pazarlayacagiz ve yine bu sayede ihtiyacimiz olan kokain ve extasieye ulasacagiz.

    Artik tam anlamiyla bilime yalvariyoruz dualar ediyoruz su AIDSin caresi bulunsun ve Sedef sagligina kavussun diye…

    O kesinlikle iyilesmeyi hak ediyor.
    Endiselenmeyi birak baba ben 15 yasindayim ve kendi basimin caresine bakabilirim. Eminim birgun geri donecegiz ve sen kendi torunlarini taniyacak, seveceksin.

    Oğlun Cahit….

    Not:Baba yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil.Ben Fatih’lerdeyim.Sadece sana;masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim..

  4. qishem

    21 Aralık 2009 - 19:21

    TRAKYALININ AŞK MEKTUBU

    Sevgilim Asibe

    Te bu aşam zamanlarıda epten akılcımı alır, gözümü
    göğnümü bi oş edersin beyav.abe Allah belacımı versin
    seni cuk severim. Ne derim sana bu aşk beni canımdan
    etmezse gene iyi. Yatmazmıyım yatacıma abe bi direm
    uyku girmez güzlerime. Dün o yanı dün bu yanı ep gene
    silinmez senin ayalin beya. Günlerdir ekimekten sudan
    kesildim artıkım. Tarlada elim çapa tutmaz, gayfide
    desen ne bi laf iderim akıdeşleynen ne 66 uynarım.
    Düşün bubam düşün. Recep ağanın sıpası gibi önüme baka
    baka solurum. Aşamları sizin maallede sülerim “yârim
    sende vifa yokmu” şarkısını. Duyarsın elbet, elmiş
    ninem bilem diğner. Anlarım kızanım seni anlarım der.
    Ama üzmeyesin boşuna datlı canını unda u buba varken
    vermez asibeyi sana der ep. İşte u zaman çeltik
    tarlasına döner galbim ehpten gene vıcık vıcık. Şu
    buban olucak gapçık ağızlıyı yola getiremezmisin beya.
    Âşıklık çekeriz bilirsin işte. Eriye eriye gündöndü
    sapına döndük anacını satımının. Az çok zanatimiz de
    var. Yaparız fıtımış’ın baçade bi düğün. Daktırırım
    beş dane cumuriyet, alırım uzun tülü mantu, alırım kul
    çantası, alırım içine allık bilem. Süle anana aşama
    bunları çıtlatsın bubana. Yoğsam atar em vallahi em
    billahi damarları beğnimin. Buzmayasın adamın aklini.
    Yarın gecem alil’le rasim’i yanıma gatıp senide
    ısmayılın cibe atıp, çıktıkmı çulu yoluna bokumu
    yetişirler arkamıza. Te ben adama buguda sülerim kal
    sağlıcakla.

    Seni seven sevgilin;
    Yolsuzların Sarı Mümin

  5. qishem

    21 Aralık 2009 - 19:20

    mine gızım, Benim. Ayşe nenen. Bildin mi? Bildin dabii. Elimde
    böyüdün a gızım. Yoğsa şehere oğlumun yanına gitdim diye beni
    untuveedin
    mi?
    Böğün tam 10 gün oldu köyden ayrı düşeli. Çok özledim orları. Doktura
    çıkarttı beni oğlan. Gözümdeki katarağı aldılar Allah razı olsun.
    Perde falan galmadı. Çayıra baktım mıydı, goyunların hepisini görecem. Azcık sıkıldım burlarda. Halden annayan da olmadığına, köye mektup yazdırayım dedim göççük toruna.Canım pek daraldı buralarda. Goca bi köyü bi binaya doldurmuşlar.
    Herkesleri kümes gadar evlere tıkmışlar. Bir tek hamamı güzel benim
    oğlanın evinin. Hamamdaki çeşmenin kurnası görsen Eminem, gocaman. Cakuzi kurnası.
    Bizim gölbaşı gibi böyük deel, biriki debelencek gadar emme çimiyom içinde
    zaman zaman. Haftaya köyden burlara gelcekler varımış. Çıtırların
    Hilmi den bağ makasını yolla bana. Bizim gelinin tırnaklarını kırkacam. Bostan çapası gibi olmuşlar, sorduydum, kesemiyoz dedi, utancından boya sürüyo gariban.
    Okusun, ilim bellesin diyin şehere gönderdiydik emme edepsizliği
    bellemiş benim oğlan. Eve, gelinin gözü önünde cıbıl gadınlar
    getiriyo her akşam. Gadınlar bir oynayyolar, bir güleyyolar sabaha gadar heç utanmadan.
    Şükür ki heç çıkmayolar o güçük gara kutudan.
    Gelin de accık beceriksiz ya.. Ne etcen gari.. Ocakta tencere
    tıngırdatmaya üşeniyo, alıyo bizi hambörger miymiş, ham börülcemiymiş ney, onu yimeğe **ürüyo. Ben ham yimek yimem a gızım.. dedim dinnemedi. Arpaya katsan at yemez, kepeğe katsan it yemez. Anaaa, gurudum, Cıkcıklar ın bağındaki gorkuluk gadar galdım açlıktan. Hele bi dur. O yimeklerin yanına gara bi su veriyollar da Eminem, içtiydim, dedim Allah, yandım anam.
    Yanndı genizlerim, köpükler çıktı ağzımdan burnumdan. Şeherin gara suyu gudurttu beni herhal dedim aklımdan. Anaam, bi iyi geldi bana o
    sonnadan.
    Hergün alıyo torun bana o gara şişeden bakkaldan. Gerçi masraf
    çıkarmayam oğlana diyom emme Alacağım bir iğne,çeliğin okkasından bana ne diyom sonradan. Zaten hepiciği müsrüf. Akşama gadar kavuruyolar, sabaha gadar savuruyolar. Böyük torun helhal evlendi, başka evde yaşıyo dediler. Gayrı ocağından ayrı yaşamak isteyo dediler. Çağırın göresim var dediydim. Aaşam gelecekti, bekledim uyuya galmışım. Gece ayakyoluna galktıydım. Anaa, baktım
    salonda biri yatıyo. Usulca yanaştım, gafasına yorganı çekmiş, parlak küpesi upuzun saçları gözüküyo. Hah dedim. Torun sürpüz yaptı. Yeni gelini de getirivermiş, saçları da küpeleri de pek ışıl ışıl derken, yataktan
    dönüverdii… ELLEH.. Gelinin gara gara sakalları, pos pos bıyıkları
    var!!. Elim ayağım boşanıverdi. Başladım bağırmaya Ecinni fış fış!
    Ben sana dokunmam kış kış!!. Destur Bismillah.. Yaa Alllaaahhhh!!..
    derkene bayılmışım. Ayılayazdım, gözümü açdıydım, ecinni bana Babanne diye yapışıverdi, gene bayılmışım. Sonnadan annadım ki, o yeni gelin deel benim büyük torun Hidayet miş. Sana dedenin adını verdik. Hidayete ereceğine zıvanadan çıkmışın diyip bastonu dehledim gafasına. Ben eyiyim Emine gızım.
    Merakta galma. Sade, bazı diyom keşke gözlerim perdeli galaydı.
    Belki o perdeden görmüyodum bunnarı. Ben yazarım yine sana. Hele kal
    sağlıcakla.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>