Mehmet Kamış: Aydın Doğan ağzından kaçırdı
Mehmet Kamış’ın zaman gazetesindeki köşe yazısını okuyunca geçenlerde sabah gazetesi Yavuz Donat’ın köşe yazısında Aydın Doğan ile yaptığı söyleşiden bahsettiğini hemen anladım. Burada bizlerin anlayamadığı bir söz çıkmış Aydın Doğan’ın ağzından. Bakın ne yazmış Mehmet Kamış;
Aydın Doğan’ın Yavuz Donat’a satır aralarında söylediği çok önemli bir cümle var. Yavuz Donat’ın Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde yer alan ifadelerinde Doğan, “Bizde kendi kendini tasfiye edecek insanlar olabilir.” diyor. Bu söz, son günlerde medyadaki tasfiye tartışmalarını bambaşka bir yere taşıyor.
Hatırlayacaksınız; 6 Haziran 2003 tarihinde New York Times muhabirlerinden Jason Blair’in yalan ve çalıntı haber yaptığı ortaya çıkmıştı. Muhabir işinden istifa etmiş ancak olay bununla kapanmamıştı. Gazetenin iki başeditörü Howell Raines ve Gerald Boyd da görevlerinden ayrılmıştı.
Son günlerde tasfiye olacak gazeteciler konusu, ısrarla tartışılması gereken düzlemde ele alınmıyor. Tartışmayı başlatan Ekrem Dumanlı tasfiye edilecek gazeteciler konusunu işlerken, aslında her gazetecilik okulunda okutulan meslek ilkelerini yazmıştı. Gazeteciliğin evrensel kurallarını bilen herkesin söyleyeceği sözler, Türk medyasında büyük bir tartışmayı tetikledi.
Dumanlı, yazısında tasfiye olacak gazetecileri şöyle sıralıyordu. 1- Hakaret ederek gazetecilik yapanlar. 2- Bilgiye dayalı gazetecilik yapmayanlar. 3- Yalan yazmayı alışkanlık haline getirenler. 4- Kendini yenilemeyenler, Soğuk Savaş dönemi gazeteciliği yapanlar. 5- Gazeteciliği tekebbürle yapanlar ve gazetecilik mesleğini ‘businessman’ olarak icra edenler.
Tüm kadın ayakkabısı fırsatları için tıklayın !
Bizim medya yalan haberciliği o kadar içselleştirmiştir ki, hava gibi su gibi temel ihtiyacı olduğunu düşünür. ‘Yalan haber yazan tasfiye olur’ sözünü de ‘su içen tasfiye olur’ demek gibi algılıyor. Türk medyasında, yazdığı yalan haber ortaya çıkınca istifa etmiş bir tane gazeteci hatırlıyor musunuz? Ya yüzü kızaran ya da en azından iki gün sokağa çıkmaktan haya eden herhangi bir gazeteci biliyor musunuz? New York Times’ta yaşanan istifa gibi bir istifanın bizim ülkemizde yaşandığı vaki mi?
Türkiye’deki darbelerin en büyük hazırlayıcısının medya olduğu su götürmez bir gerçek. Bir düğmeye basılarak başlatılan irtica yaygaralarını, yalan ve iftira haberlerle toplumun büyük bir kesiminin nasıl karalandığını hatırlayın. Toplumdaki itibarlı insanların, darbecilerin isteklerine göre nasıl andıçlandığını unutmak mümkün mü? Bu andıçlamayı yapanlardan hangisi mesleğini bırakıp gitti? 28 Şubat darbesinin olabilmesi için, medyanın yalan haberlerle toplumu nasıl da bombardıman altında tuttuğunu hatırlayın. Yurtdışında olsaydı bunu yapanların hiçbirisi bugün mesleklerini icra ediyor olabilir miydi?
Tasfiye edilecek gazeteciler tartışmasını bambaşka yerlere çekerek olaya siyasî bir boyut katmanın hiçbir anlamı yok. Eğer bir tasfiye olacaksa bu tamamen meslekî bir tasfiye olacaktır. Türkiye’nin gelişimine ayak uyduramayan, kendini geliştirmeyenlerin, çok normal bir şeymiş gibi yalan haber yazanların ve yüzü hiç kızarmayanların geleceğin Türkiye’sinde yeri olmayacaktır doğal olarak.
Çünkü Türkiye çok değişiyor, gelişiyor, dünyayı çok yakından takip ediyor. Okuyucu, Türkiye’deki gazetelerin de evrensel standartları yakalamasını bekliyor. Tiraj olarak yıllardır oldukları yerde sayanların bu açıdan kendilerine yeniden çekidüzen vermelerinde yarar var. Yoksa halk, onları zaten tasfiye ediyor. Toplum nezdinde sürekli itibar kaybetmelerinin sebebini araştırmayanlar, Aydın Doğan’ın satır arasında söylediği gibi kendi kendini tasfiye ediyorlar. Zaman’ın tiraj çıtasını sürekli yukarıya taşımasını bir de bu açıdan okumak gerekiyor. Aydın Doğan’ın bir patron olarak bunları görmüyor olması mümkün değil tabii ki.
Mehmet KAMIŞ – Zaman Gazetesi